Bize Mesaj Yollayın
info@terapilife.net
Haftaiçi: 16:00 - 21:00
Cumartesi:10:00-19:00

Bağımlı İlişkiler ve Tutku Nasıl Ölür ?

On sekiz yıl boyunca çocuklarımıza, yirmi yıl işimize, on dört yıl fiziksel bir bağımlılığa odaklanıyor, yedi yıl bir kadın ya da erkeği takıntı haline getiriyoruz. Kimilerinde çakışan bu aşamaların her biri, belki de bizi kendi iç yaşamımızdan güvenli bir biçimde uzak tutmaya hizmet ediyor. Kendimizle benliğimiz arasında hiçbir şey olmamasından korkuyor, gerçekte uçsuz bucaksız bir enginlik olan iç yaşamımızı korkutucu bir boşluk olarak algılıyor olabilir miyiz?

Tutkunun Ölmesi

Muhtemelen öyle ki, bu boşluğu bağımlılık nesnelerimizle tamamlamaya çalışıyoruz. İçinde tutku olmayan bir ilişki de yapışıklık halen devam ediyorsa, orada bağımlı bir ilişkiden söz edebiliriz.

Güven ve emniyeti kendi içimizde sağlayarak içten bir yakınlık arayışına girdiğimizde, yolumuz umutsuzluğa kapılmamış ve bizimle benzer bir arayış içerisinde olan kişilerle buluşuruz. Gereksinim duyduğumuz şey doyurulmaktan çıkıp, zenginleşmeye doğru evrilir. Henry David Thoreau bunu şu şekilde dile getirmiş: ‘’Dostum, sana artık gereksinim duymadığım da geleceğim. O zaman bir düşkünler eviyle değil, bir sarayla karşılaşacaksın.’

Bu Duygusal Açlık Nereden Gelir?

Çocukluğumuzda duygusal gereksinimlerimiz karşılanmamışsa ve biz de bu eksikliği gidermeye çalışmamışsak bir yetişkin gibi ilişki kurmaya hazır olmayabiliriz. Çocukluğumuzda eksikliğini çektiğimiz şeyi düzeltecek veya onun yerine geçecek bir ilişki arayışına girebiliriz.

Bize ebeveynlik edecek birini arayabiliriz. Eşimiz de ebeveynimizmiş gibi davranıp bu gereksinimimizi karşılayabilir.

Fakat böyle bir rolü üstlenen eşin de kendi çocukluğuna dair henüz çözemediği meseleleri vardır muhtemelen. Tencere kapak misali birbirleriyle eşleşmişlerdir, literatürde imago eşleşmesi olarakta geçer. Bu tür bir ilişkide eşlerin hiçbiri yetişkin gibi davranmaz.

Dahası, ebeveyn çocuk ilişkisinden hazzetmeyen Eros çiftin yatak odasını kısa sürede terk eder. 

Bu aşamada cinsel terapi desteği almaya gelen çiftlerde, ilişkiyi sarmış olan ebeveyn çocuk ilişkisi döngüsünü yetişkin yetişkine bir ilişki haline getirmeye çalışırız. Eğer bu sağlanabilirse, EROS’un tekrar ilişkiye dahil olabildiğini görüyoruz.

İlişki de Olması Beklenen nedir?

Neyse ki, güven ve emniyet duygusuna çocuklar kadar gereksinim duymayız yetişkinliğimizde. Güven ve emniyete eğer çocukluğumuzdaki kadar gereksinim duyuyorsak, bizi himayesine alıp göz kulak olan bir eşe takılıp kalabiliriz. Olgun bir ilişkide sevgilerini karşılıklı gösteren, birbirine eşit iki birey vardır. İlişkimizde güvenlik arayışında olursak ebeveyn figürüne bağımlı oluruz. Bu durum güven duyma biçimimizi etkiler. Ebeveyn çocuk ilişkisinde duyduğumuz güven, koşulsuz ve körü körünedir. Yetişkin olarak ilk önce kendi arka bahçemizde güvenliği, iç huzuru yakalamalıyız.

Bağımlılık özlemlerinin zayıflık, hastalık ya da yetersizlik ifadesi olması şart değildir. Bunlara hepimiz adayız. Karşılıksız sevginin arzumuzu artırması ilişkinin doğasında vardır. Acıyla gelen sevinç gizeminde yalnız değiliz. Kendimize şefkat beslemek ve içinde bulunduğumuz duruma utanç, pişmanlık ya da kötü niyet olmaksızın eğlenerek bakmak insanlık dramımızı mutlu bir sona ulaştıracaktır.

 

Sevgiyle kalın.

 

Uzm.Psk.Dan.Eyup SARI

EVLİLİK ve CİNSEL TERAPİST

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

avatar
wpDiscuz