Bize Mesaj Yollayın
info@terapilife.net
Haftaiçi: 16:00 - 21:00
Cumartesi:10:00-19:00

Evlilikte Duyguları Dışavurmanın Etkisi

Günümüzde bilim dünyası, duygular üzerine yeni keşifler yapma çabası içindedir, çünkü bizim gibi doğası gereği “sosyal” varlıkların hayatında duygular kesinlikle çok önemli bir noktada yer almaktadır. Üstelik evlilik gibi mahrem ilişkilerde duygular konusunda çalışmak, daha mutlu bir toplum yaratma hayali adına önemli bir çabadır. Bu nedenle duyguların dışa vurma biçimlerimizin daha mutlu evlilikler yaratmaya katkı sağlayıp sağlayamayacağını araştırdım ve böyle bir makale ortaya çıktı.

İnsanlar; en yoğun duygularını diğerleriyle ilişkiler kurarken, bu ilişkileri sürdürürken, bitirirken ya da bozarken hissederler. Duyguların ortaya çıkmasında ilişkilerin önemli bir belirleyici olması nedeniyle, spontan bir şekilde oluşan duygular ve bu duyguların sosyal bağlamdaki yansımaları aradaki ilişkinin kaderini belirlemektedir. Bu noktadan hareketle;

Evlilik ilişkisi, duygularımızı tanımak ve anlamlandırmak için ideal bir bağlam sunmaktadır.

Çünkü evlilikte, “neşeden” “aşağılanmaya” kadar her türlü duygu yaşanır ve duygu yüklü konularda uzlaşmak mutlu evlilikler için önemli bir belirleyicidir. İlişkisel bağlamda, kişinin deneyimlediği duygu sadece kendi eylemlerine yön vermez aynı zamanda partnerinin tepkilerini ve sonuç olarak da ikili ilişkilerin niteliğini etkiler.

Evliliklerde ilişkiye hakim olan duygusal iklim, evlilik kalitesi için önemlidir.

Örneğin sürekli olumsuz duygular deneyimleyen bireylerin hem kendilerinin hem de eşlerinin evlilik doyumlarının düşük olduğu görülmüştür. Doyumlu ve doyumsuz evlilikleri birbirinden ayıran en önemli özelliğin; “öfke”, “üzüntü”, “aşağılama” gibi olumsuz duyguların dışavurumu olduğu ortaya konmuştur. 4 yıllık evli çiftlerle yapılan bir araştırmada, öfke ve aşağılama duygularını sıklıkla ifade eden, sevgi ve mizah duygularını ise daha az ifade eden çiftlerin zaman içinde evlilik doyumlarında azalma olduğu bulgusu elde edilmiştir.

Duyguları ifade etme becerisi, evliliklerin sağlıklı bir şekilde devam etmesi için temeldir.

Özellikle de çatışma sırasında çiftlerin dışa vurdukları duyguları ile evlilik doyumları arasında doğrudan bir ilişki olduğu yapılan çalışmalarda ortaya konmuştur. Çatışma sırasında pozitif duyguların (espri yapma gibi) hakim olduğu bir ortam sağlama becerisi, ilişkinin gelecekte sağlıklı bir şekilde ilerleyip ilerlemeyeceğini belirlemektedir. Çatışmanın dışında çiftin günlük etkileşimlerindeki söylemleri (naz yapma, şaka yapma) çatışma sırasında olumlu bir hava esmesine katkı sağlamaktadır.

a) Misilleme Yoluyla Dışavurumu

Duygularımızı dışa vurmanın kişiden kişiye değişik yolları vardır. Bu dışavurum şekilleri partnerimiz tarafından da anlamlandırılır tabii ki. Araştırmalarda, eşin öfkesini misilleme yoluyla dışa vurmasının, kadının evlilik kalitesi üzerinde negatif yönde bir temel etkiye neden olduğu görülmektedir. Yani eşi öfkesini misilleme yoluyla dışa vurdukça, kadının algıladığı evlilik kalitesi düşmektedir. Evlilik duyguların yoğun bir şekilde yaşandığı bir bağlam olduğundan, evliliğe hakim olan duygusal iklim ilişkinin gidişatını belirlemede önemlidir. Özellikle öfke gibi olumsuz duyguların dışavurumu, olumlu duyguların dışavurumuna oranla algılanan evlilik kalitesinin azalmasında oldukça belirleyicidir.

Öfke, evlilik kalitesi ile negatif yönde ilişkili bir duygu olmakla birlikte öfkenin ifade ediliş tarzı evlilikte stratejik bir noktada yer almaktadır.

Öfkeyi ortaya çıkaran konuya ;

  • Partnerin bakış açısından bakma,
  • Problemi eşle tartışma,
  • Açık olmaya çalışma,
  • Hissedilen duyguları eşle paylaşma,
  • İlişkiyi onarmaya çalışma

gibi davranışları içine alan tarzın evlilikten alınan doyumu arttırdığı yönünde bulgular literatürde sıkça yer almaktadır. Oysa öfke, ‘’konuyu partnerle konuşma, problemi çözme girişiminde bulunma gibi’’ yapıcı ve aktif bir katılımı beraberinde getirmediğinde ilişkide çatışma algısı yarattığından evlilikten alınan doyumu da düşürür.

Burada “misillemede bulunma” öfke duygusu yaşandığında ;

  • Partnerden uzaklaşma,
  • Daha sonra öç almayı planlama,
  • Karşı tarafı öfkelendirme amacı taşıyan tavırlar takınma

gibi tepkileri içine aldığı için evlilik üzerinde olumsuz bir etki yaratması kaçınılmazdır.

b) Serinkanlı Tarzda Dışavurumu

Ancak, eşleri yaşadığı öfkeyi misilleme yapmak yerine soğukkanlılığını koruyarak dışavuran kadınlar, evliliklerinde daha mutlu olduklarını bildirmektedirler. Temel etkiyle ilgili bulgulara göre, eşi öfkesini serinkanlı tarzla dışavurduğunda, kadının algıladığı evlilik kalitesi artmaktadır. Öfkesini ifade ederken serinkanlı tarzla dışavuran yani nispeten daha sakin kalabilen, öfkesini kontrol edebilen, hatta gülebilen, münakaşaya girmekten kaçınan eşleri olan kadınlar evliliklerinden daha fazla doyum almaktadırlar.

Eşi öfkesini serinkanlı bir tarzda ifade eden kadın, bu tarzın kendisinde oluşturduğu duygular da dahil olmak üzere genel olarak kendi duygularının farkındaysa, duygularını iyi isimlendirebiliyorsa, algıladığı evlilik kalitesi artmaktadır. Ancak eğer kadın duygularını iyi isimlendiremiyorsa, eşinin öfkesini az ya da çok serinkanlı bir tarzla dışavurması algıladığı evlilik kalitesinde anlamlı bir değişim yaratmamaktadır.

Duygusal farkındalığı yüksek bireylerin, psikolojik ihtiyaçlarının da farkında olan bireyler olduğu bilindiğinden, duygularının farkında olan kadınlar partnerlerine ihtiyaçlarına dair sözel ya da sözel olmayan mesajlar iletiyor olabilirler ve eşleri de onların beklentileri doğrultusunda davrandığında bu durum onların evlilik kalitelerine dair algılarında olumlu yönde bir değişim yaratıyor olabilir.

Çünkü serinkanlı dışavurum tarzı, diğer öfke dışavurum tarzlarına oranla toplumun daha çok erkeğe uygun gördüğü sergileme kurallarından biridir. Çok küçük yaşlardan itibaren erkeğe öğretilen ya saldırganca davranması ya da duygularını minimum düzeyde dışavurmasıdır. Bu nedenle de duygu farkındalık düzeyi yüksek kadınlar, eşlerine bu tarz bir dışavuruma sahip olmaları yönünde mesajlar iletiyor olabilirler. Nitekim sonuçlar da erkeğin öfkesini serinkanlı bir tarzla ifade ettiği, kadının da bu tarzın kendisinde yarattığı duygular da dahil genel olarak duygularını iyi etiketleyebildiği durumda, kadının evlilik kalitesi algısında olumlu yönde bir değişim olduğunu göstermektedir.

Yukarıda da görüldüğü gibi, evlilikte partnerlerin deneyimledikleri duyguların türü, duyguların ifade edilip edilmediği ya da nasıl ifade edildiği evliliğin devamı için önem taşıyan faktörlerdir. Yardım talebinde bulunan çiftlere, Aile ve Çift Terapisi bağlamında, duygularını nasıl ifade ettikleri ya da nasıl ifade etmeleri gerektiği konusunda müdahalelerde bulunuyor ve kendi duygularına dair farkındalık kazandırmayla ilgili terapötik formülasyonlar geliştiriyoruz. Her ne kadar evlilik ilişkisi bağlamında gelse de, flört ve benzeri tüm yakın ilişkiler de, sağlıklı ve sürekliliği olan ilişkiler şekline dönüştürme adına duygularımızın sesine kulak vermek , olası çatışmalar, kavgalar ve çıkmazlardan bizleri alıkoyacaktır.

Sevgiyle Kalın..

Uzm.Psk.Dan.Eyüp SARI
Çift ve Evlilik Terapisti

Kaynakça :
– Eşlerin Duygu Dışavurum Tarzları İle Algılanan Evlilik Kalitesinin İlişkisi ve Duygusal Farkındalığın Rolü-Ayçin CİVAN
– Bana Sıkıcı Sarıl – Sue Johnson 

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

avatar