Bize Mesaj Yollayın
info@terapilife.net
Haftaiçi: 16:00 - 21:00
Cumartesi:10:00-19:00
terk edileme ve boğulma korkusu

İlişkilerde Boğulma ve Terk Edilme Korkusu

İnsan, hem boğulmaktan hem de terk edilmekten korkabilir. Bu korkuların isimlerini, hatta nereden kaynaklandıklarını dahi bilmeden korkuya kapılırız. Daha da ötesi, fiziksel olarak hatırlandıkları ve muhafaza edildiklerinden, sıradan irade gücüne karşı bağışıklık kazanmışlardır; gerçek uyaranlara gösterilen otomatik tepkiler gibi görünürler. Söz gelimi güçlü bir boğulma korkusu yaşayan biri, kucaklaşmayı bile tehdit olarak algılayabilir.

Her hücresinde, işlemediği cinayetlerin öfkesiyle volta atan bir mahkûmun olduğu bir vücudun gardiyanı mıyız?

Yakınlık ihtiyacı ile yakınlık korkusu arasında durmadan gidip geliriz. Çocukluk yıllarımızda ana veya babamız veya her ikisi de bizi ilgi, takdir ve şefkate boğ duysa kimliğimizin tehlikede olduğu hissine kapılmış olabiliriz. Bunun bir sonucu olarak da kimliğimizi kaybetme korkusuyla, etrafımıza katı sınırlar çizmeyi öğrenmiş olabiliriz. Kucaklamaları geri çevirdik, bizden istenenlere hayır dedik ve ilgiden saklandık. Sonunda kendimize bir duvar örerek tehlikeli sevgilerin yanında, ne yazık ki diğer bütün sevgileri de uzak tutmayı başardık.

Şu an ki ilişkilerimiz de yaşadığımız şeyse, aradaki ayrımı yapamıyoruz !!

Bunu anlamak, kendimizde ya da başkalarında geri çekilmenin şefkati tetiklemesine yol açar. Boğulma korkusu, anne veya babamızın kendi ihtiyacını karşılamak için bizi istismarından kaynaklanmış olabilir. Fiziksel, cinsel veya duygusal olarak kötüye kullanılmış olabiliriz. Böyle bir çocuk, yetişkin yaşlarında kendisine doğru yollardan yaklaşan biri (sevgilisi,eşi vs.) karşısında bile korkacaktır. Terk edilme korkusunun kaynağı ise gayet masum bir şey olabilir. Örneğin annesi bir süre hastanede kalan çocuk, terk edilmekten korkmuş olabilir.

Yakınlık,boğulma ve terk edilme korkusu anlaşılması güç ve uzun ömürlüdür, bundan ancak üzerinde çalışarak, üstüne giderek veya psikoterapötik yardım alarak kurtulabiliriz. Bunu da karşımızdakinin sevgimizi ne kadar ve nasıl göstereceğimizi kontrol etmesine değil, yönlendirmesine izin vererek başarırız.

Çift terapisi oturumlarında zaman zaman çalıştığımız, sevgiyi doğru kanaldan, tehdit oluşturmayacak şekilde yönlendirmeye yöneliktir.

Kontrolü bu şekilde elden bırakmak, sevgiyi tehdit içermeyecek bir şekilde de alsa; yakınlıktan korku duyan biri için ürkütücüdür. Bizi asıl korkutan yakınlığın kendisi değil, uyandırdığı hislerdir. Boğulma korkusu olan birine yakınlık, eski ve tanıdık bir döngüyü, yakınlığı takip eden terk edilme veya istismarı hatırlatır. Bu durumda yetişkin olduğumuzda zihinsel olarak olmasa de hücresel olarak, birisi bize yaklaşacak olursa ya bizi terk edeceğine ya da istismar edeceğine inanırız. Böylelikle beden hafızamız da ki şu anla hiç alakası olmayan hisler, bugünkü ilişkimizi etkiler. İlişkinizdeki süreçle hiç alakası olmayan duyguların, sizi ve ilişkinizi mahkum etmesine izin vermeyin..

 

Sevgiyle kalın..

 

Psikoterapist Eyüp SARI

 

Kaynakça:

  • Olgun İlişkiler – David Richo
  • Bağlanma Korkusu – Stefanie Stahl

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

avatar
wpDiscuz