Bize Mesaj Yollayın
info@terapilife.net
Haftaiçi: 16:00 - 21:00
Cumartesi:10:00-19:00

İlişkilerde Öfke Patlamaları Neden Olur ?

İlişkilerde basit bir sebep veya etki yoktur. Düz yollarda yoktur. Sadece eşlerin beraber yarattıkları döngüler vardır. Birbirimizi bağlanma ve bağlantısızlığın döngülerine sokarız.

Evlilik Terapisi deneyimlerimde gördüğüm, çiftler genellikle birbirlerini duymama konusunda olağanüstü bir kapasite sergilerler. Bu durum kafa karışıklığına , suçlamaya ve yanlış anlamalara neden olur.

Bir çok aşk romanı ve film, bir zamanlar seven bir eşin daha sonra sinsi ve sabotajcı bir ‘’düşman’’ a dönüşme mekanizmasını anlatır. Literatürde, kişinin kendi ailesinde öğrendiği eski zorbalık senaryolarının veya anormal davranışların  bu durumların birçoğunda ana rol oynadığı düşünülür. Geçmiş bir tarafa şimdi ve burada,  eğer onu dinleyip rehber olarak kullanabilirsek, duygu bize tam olarak neye ihtiyacımız olduğunu söyler. Ve bu negatif döngülerden çıkıp , doyumlu bir ilişkinin kapılarını aralatır.

Bir Deney : Engerek Yılanı

Duygunun yaşam mücadelesinde oynadığı rolden çok etkilenen Charles Darwin, duyguları üzerinde ne kadar kontrol sahibi olduğunu görmek istemiştir. Büyük bir engerek yılanının durduğu Londra Hayvanat Bahçesi’nde camdan bir duvarın üstünde durmuş ve yılan kendisine hamle yaptıkça geri adım atmamaya çalışmış fakat asla başaramamıştır. Rasyonel bilinci her ne kadar güvende olduğunu söylese de vücudu her seferinde korkuyla tepki vermiştir.

Bu durumun ilişki de can bulmuş hali, muhtemelen hassas bir anda partnerinizin eleştirel bir yorumunu duyduğumuzda bedenimizin donup kaldığını hissetmemizdir. Bu incinmişliği ve geri çekilmeyi kaydetmek yaklaşık olarak 1 dakikanın iki yüzde biri kadar sürer (bilim insanına göre bu süre, kişinin bir başkasının yüzündeki duyguyu kaydetme süresidir). Hassas an yok olmuştur. Bize neyin önemli olup neyin önemli olmadığını duygular söyler. İçimizdeki pusula gibi yönlendirir ve ayakta tutarlar.

Evliliğimizde Kendimizi Kaygan Bir Zeminde Hissedersek

Yeri doldurulamaz bir kişiyle kurulan ilişki henüz kopma aşamasına gelmeyip tehdit altına girdiğinde , bu çok kısa olan sürede bağlanma sistemi aşırı derece de harekete geçer yada yoğun bir evreye girer. Bu kaygıyla birlikte, partnere  yapışma, peşine düşme, hatta kontrol etmek ve sevilen kişiden karşılık görmek için sergilenen agresif girişimlerde artışa geçer ve şiddetlenir. Bu açıdan bakıldığında, sorunlu ilişkilerde görülen eleştirilerin, suçlamaların ve duygu yüklü taleplerin çoğu bağlanmayla ilgili acıların ve korkuların üstesinden gelme,  bunları çözüme kavuşturma girişimleridir. Bu anormal davranışlar farkında olmadan, partnerimize ulaşmak için yaptığımız ilkel girişimlerdir.

Takıntılı Olarak İşe Odaklanmak Bir Savunma Olabilir

Güvenli bir duygusal katılımın eksikliğiyle ( özellikle de karşılık görme umudu çok zayıfsa ) baş etmenin ikinci yolu, bağlanma sistemini devre dışı bırakmaya ve bağlanma ihtiyaçlarını baskılamaya çalışmaktır. Bunun en sık gözlemlenen yolları, takıntılı bir şekilde işlere odaklanmak, bağlanma figürüyle kurulan duygusal yakınlıklarda sıkıntı yaratacak girişimlerden kaçınmaya ya da bu girişimleri sınırlamaya çalışmaktır. Bu 2 temel strateji, – kaygıyla yapışma ve kayıtsız kaçınma – yakın kişilerle kurulan, alışkanlık haline gelen bir ilişkiye dönüşebilir. Bağlanma açısından bakıldığında öfke dolu eleştiriler çoğunlukla diğer partnerin ulaşılmazlığını değiştirmek üzere yapılan biri girişim, diğer partner tarafından yalnız bırakılma ve terk edilme düşüncesine karşı sergilenen bir karşı gelme tepkisidir.

İlişkilerde Asıl Problem nedir ?

Yakın ilişkilerde eşler birbirlerine karşı öfke hissettikleri zaman, bunu çeşitliyollarla ifade edebilmektedir. Bireyler ilişkilerinde öfke hissettiklerinde yıkıcı davranışlara başvurabilmekte,öfkelerini kontrol edebilmekte ya da her ne pahasına olursa olsun öfkelerini bastırıp hiçbir şey olmamış gibi de davranabilmektedir.

Problemlerin ortaya çıkmasını sağlayan şey kırılganlığın olduğu ve tehdidin algılandığı bir ortamda bu ihtiyaçların ve isteklerin nasıl sahneye koyulduğudur.

Bu durumda insanlar, genel anlamda yetersiz birileri olarak değil tüketici duygusal hallere ve kendi kendini pekiştiren etkileşim döngülerine sağlanıp kalmış birileri olarak görülmektedir. Partnerler, duygusal deneyimleri değerlendirme, organize etme ve düzenleme konusunda bazı davranış tarzlarına saplanıp kalırlar. Deneyimleri göz önünde tutulduğunda bir kişinin eşiyle duygusal süreçlerini ve etkileşimlerini kısıtlamasının mantıklı ve geçerli nedenleri vardır. Diğer eş tarafından eşine  baktığında gördüğü;   duvar ören , devamlı eleştiren suçlayan , geri çekilen birisidir. Fakat bu davranışların bir anlamı vardır. Yıkıcı ve irrasyonel tepkilerinin arkasındaki ‘’gizli mantığı’’ anlamak gerekir. Evlilik terapistleri olarak bu mantığı gün yüzüne çıkarmaya çalışır ve ihtiyaçların partnere nasıl ulaştırılabileceği üzerine çalışırız.

 

Sevgiyle Kalın

 

Uzm.Psk.Dan.Eyüp SARI

Evlilik Terapisti & Cinsel Terapist

 

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

avatar
wpDiscuz