Bize Mesaj Yollayın
info@terapilife.net
Haftaiçi: 16:00 - 21:00
Cumartesi:10:00-19:00
ÖFKE PATLAMALARI

İlişkilerin Kördüğümü Olan ‘’ÖFKE’’ ve Duyguların Gücü

Romantik ilişkilerde bireyler birbirleriyle oldukça sık ve yoğun bir etkileşime girmektedirler. Neredeyse günlük hayatın bir parçası olan bu etkileşimler sırasında, bazı uyuşmazlık ve çatışmaların yaşanması da neredeyse kaçınılmazdır. Bireylerin yaşadıkları çatışmalar sırasında ve sonrasında öfke, suçluluk, hayal kırıklığı, kaygı, üzüntü gibi pek çok duygu ortaya çıkabilmekte ve bu duyguların düzenlenmesi hem bireyin kendisi, hem ilişki, hem de çatışmaların akışı için oldukça kritik bir önem taşımaktadır. Burada size öfkeyi ve duyguyu ilişkiler açısından ele alacağım.

Duygu Farkındalığı

Kişilerin algıladıkları evlilik kalitesi, duygularını fark ettikleri (şu an bende neler oluyor?) ve isimlendirebildikleri ( hissettiğim şey …… ) ölçüde artmaktadır. Bu hem kadınlar hem de erkekler için geçerlidir. Duygunun nasıl dışavurulduğu, evlilik kalitesindeki değişimi etkilemektedir. Ancak gerek çiftler arasındaki yakınlığın pekişmesinde gerekse çiftlerin algıladıkları evlilik kalitelerinde, kişi herhangi bir duygusunu eşine ifade ettiğinde, eşinin bu duygunun kendisinde yarattığı hisleri/etkiyi ne ölçüde fark ettiği de oldukça önemlidir. Çünkü fark ettiği ölçüde, partnerine geribildirim verecek ve geribildirim alacaktır. Çiftin arasındaki ilişkinin kalitesi bu karşılıklı dışavurumlarla/geribildirimlerle artacak veya azalacaktır. Bu noktada eşine vereceği geribildirim ilişkinin akıbetini belirlemede önem taşımaktadır.

“Ne hissediyorum?” sorusu, cevaplaması çok kolay bir soru değildir. Duygusal içgörü ile ilgilidir, bir beceridir, derinlemesine düşünmeyi, farkına varmayı, duyguyu doğru bir şekilde isimlendirebilmeyi ve duygusal deneyimi anlamayı gerektirir. Duygusal deneyimlerini anlayabilen ve yorumlayan bilen eşler, düşüncelerine ve davranışlarına rehberlik eden zengin ve önemli bilgi kaynaklarına ulaşabilirler. Eşlerinin isteklerine cevap verebilmek için neye ihtiyaçları olduğunu bilirler. Evliliklerinde, eşleri tarafından ifade edilen duygu, olumsuz bir duygu olsa bile, ne hissettiklerini bildikleri için o duyguyla daha iyi başa çıkabilirler. Kendi duygularına dair bilgilerini, eşlerinin duygularını anlamak için kullanabilirler (örn. Eşim sinirlendiğinde bana belli etmemeye çalıştığının farkındayım, beni üzmek istemiyor olmalı bu beni mutlu ediyor, ben de sinirlendiğimde ona belli etmezsem o da mutlu olabilir).

Duyguları İfade Etme de İlişki Doyumunun Etkisi

İlişki doyumunun duygu düzenlenmesinde oldukça önemli bir etkiye sahip olduğu birtakım araştırmalarda görülmüştür. Şöyle ki, ilişki doyumu öfke ve suçluluk ifade biçimlerinin neredeyse hepsini en önemli etken olarak görülüyor. Araştırmalarda, ilişki doyumu yükseldikçe bireyler öfkelerini ifade ederken uzlaşmacı bir davranış örüntüsü sergilediği, bunun aksine ilişki doyumu düştükçe bireyler öfkelerini saldırganlık ve kaçınma gibi ilişkiye zarar verebilecek yollarla dışa vurabilmektedir. Ayrıca bireylerin ilişki doyumu arttıkça suçluluk duygusu da hatayı telafi edebilecek biçimlerde ifade edilmektedir. Bu durumlar yakın ilişkilerde duygu değişimlemelerinde ilişki doyumunun oldukça önemli bir öğe olduğuna işaret etmektedir. Buradan hareketle, ilişki doyumu arttıkça her şey yolunda gitmektedir ancak ilişki doyumunun düşmesiyle bireyler duygularını da işlevsiz ve yıkıcı bir şekilde ifade edilmektedir diyebiliriz.

Öfkenin Faydası

Bir başkası tarafından hiç de hoş karşılanmayan “öfke” duygusunu açıkça ifade edebilme, yaşamda önemli bir beceri gibi görünmektedir. Öfkelerini ifade etme konusunda başarısız olan bireyler, onları öfkelendiren problemlerle tekrar tekrar karşılaşabilirler. Öfkeyi yapıcı bir şekilde ifade edebilmek, ilişkilerde uzlaşmaya varma ve çatışmaları çözme adına çok önemlidir. Ayrıca öfkenin ifade edilmesi, karşı tarafa hoşnutsuzluğa dair mesajlar ilettiğinden, söz konusu durumun değişmesine de yardım eder ve böylece kişilere amaçlarını başarmaları ve benlik saygılarını korumaları için daha fazla şans tanır. Kadın için öfkeyi dışavurma, kısa dönemde partnerinin misillemesine maruz kalma riskini taşısa da, uzun dönemde doyumlu bir evlilik ile ilişkilidir. Eşin öfkesini sözel olarak yani yıkıcı olmayan bir şekilde ifade etmesi erkeğin algısında evliliği daha da doyumlu kılmaktadır.

Öfkeyi, yapıcı bir şekilde ifade edebilme, çatışmaları çözümlemek için gerekli bir beceridir ve öfke her ne kadar “yıkıcı” bir duygu olsa da, evlilikte ifade ediliş tarzı çok önemlidir. Öfke özellikle çatışma sırasında ifade edildiğinde ilişki için zararlı sonuçlar doğurabilmektedir. Doyumlu ilişkilere sahip olmak için çatışma yönetiminin öğrenilmesi çok önemlidir ve genelde ilişki terapilerimizde bu durumlarla nasıl başa çıkabilirizi çalışırız. Özellikle erkeklerin evlilik gibi yakın ilişkilerde olumsuz duygularını düzenlemeye ve çatışma yönetimine dair becerileri eksik olduğunda, öfke dışavurumları saldırganlık boyutuna taşınabilmektedir. Öfke, kontrollü bir şekilde sergilendiğinde, ilişkiye zarar vermemekle birlikte, duygunun hedefindeki kişide memnuniyet yaratabilmekte, ilişkide yakınlığı pekiştirebilmektedir.

Cinsiyetler açısından ÖFKE

Kadınlar genelde, erkeklere göre öfkelerini daha fazla yüzlerine yansıtarak ve misilleme yaparak dışavururlarken; üzüntülerini ise sözel olarak daha fazla dile getirmekte ve öfkede olduğu gibi yüzlerine daha fazla yansıtmakta ayrıca üzüntü hissini yaşamaları sonrasında tepkilerini daha fazla erteleyerek kendilerini ifade etmektedirler. Bununla birlikte eşleri kendilerini mutlu ettiğinde, mutluluklarını da erkeklere oranla daha fazla dışavurma eğilimi göstermektedirler. Kadınlar çok çeşitli bağlamlarda, erkeklere oranla duygularını daha yoğun ve daha sık ifade etmektedirler.

Bu durumu inceleyecek olursak. Duygularımızı dışa vurmakla ilgili ilk izlenimler çocukken kazanılır. Örneğin; okul öncesi dönemde bir çocuk, temel duyguların nedenleri ve sonuçları hakkında fikir sahibidir. Duyguların sergilenmesinde kadınlar ve erkekler arasındaki farklılıkların önemli bir kısmı, erken dönemlerde kişinin aile içinde anneden ve babadan öğrendikleri çerçevesinde şekillenir. Çok erken yaşlarda annelerin ve babaların kız ve erkek çocuklarına ifade ettikleri duygular, dahası kullandıkları duygu kelimelerinin sayısı bile çocuğun cinsiyetine göre farklılık göstermektedir.Araştırmalar da, hem annelerin hem de babaların kız çocuklarıyla konuşurken daha fazla “duygu” kelimeleri kullandıklarına rastlanmıştır. Bu nedenle kadınların erkeklere oranla duygularını daha fazla dışavurmasının sosyalizasyon sürecinde, erken dönemlerde kendilerine öğretilenler ile ilişkili olduğu söylenebilir.

Yardım talebinde bulunan çiftlere, Aile ve Çift Terapisi bağlamında, duygularını nasıl ifade ettikleri ya da nasıl ifade etmeleri gerektiği konusunda müdahalelerde bulunuyor ve kendi duygularına dair farkındalık kazandırmayla ilgili terapötik formülasyonlar geliştiriyoruz. Her ne kadar evlilik ilişkisi bağlamında gelse de, flört ve benzeri tüm yakın ilişkiler de, sağlıklı mutlu ve sürekliliği olan ilişkiler şekline dönüştürme adına duygularımızın sesine kulak vermek , olası çatışmalar, kavgalar ve çıkmazlardan bizleri alıkoyacaktır.

Sevgiyle Kalın..

Uzm.Psk.Dan.Eyüp SARI
Çift ve Evlilik Terapisti

Kaynakça :
– Eşlerin Duygu Dışavurum Tarzları İle Algılanan Evlilik Kalitesinin İlişkisi ve Duygusal Farkındalığın Rolü-Ayçin CİVAN
-Bana Sıkıcı Sarıl – Sue Johnson 

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

avatar