Yasmine Contraceptive Pill Cialis 20mg 36 Hour Pill Crestor For Sale Anafranil Divitabs Novartis Ordering Viagra Without A Prescription
Bize Mesaj Yollayın
info@terapilife.net
Haftaiçi: 16:00 - 21:00
Cumartesi:10:00-19:00

Romantik İlişki de Ne Ararız? Çift Olabilmek..

”… bir kadın ve erkek, birbirlerini çocukluktan itibaren tanıyabilirler, çok iyi arkadaş olabilirler, sevgili olabilirler hatta evlenebilirler ama yine de ”çift” olamayabilirler..” Otto F. KERNBERG

Yukarıdaki paylaşımdan da anlaşılacağı üzere, yetişkin yetişkine çift olabilmenin önemine işaret ediyor Kernberg.

Bir erkek romantik ilişkide, bilinçdışı olarak “ideal anne”yi; yani hem anne ile kurulan ilişkinin bir benzeri olarak duyarlı, şefkatli hem de cinsel arzuların doyum nesnesi olmasına izin veren kadını aramaktadır. Benzer bir şekilde kadın da, bilinçdışı olarak hem “baba figürü”nü temsil eden, hem de cinselliğini açabileceği, ensest olmayan erkeği aramaktadır. Buradaki dengeyi sağlamak çok önemlidir. Bazı ilişkilerde bu problem oluşturur, aşırı veya kıt şeklinde görülür. Tamamen ebeveyn çocuk ilişkisi yada merhametten yoksun bir cinsellik şeklinde vücut bulur.

Geçmiş çocukluk yaşantılarının çözümlenemediği, kendisine ve ilişki yaşayacağı bir ötekine dair temsillerin sağlıklı bir şekilde gelişemediği bireylerde ise; romantik ilişki bir tür geçmiş aile çatışmalarının yeniden sahnelendiği bir alan yaratmaktadır. Yani patolojik ebeveyn ilişkileri olan bireyler, bu patolojik örüntüyü romantik ilişkilerinde de sürdürme eğiliminde olmakta ve her bir eş, yansıtmacı özdeşleşim yoluyla diğer eşte geçmiş ebeveyn rollerini canlandırmaktadır. Böylece kök ailesindeki çatışmanın bir benzeri şu an ki ilişkinin ana dinamiğini oluşturmaktadır.

Örneğin; fobik bir adam, eşinin mazoşist karakter yapısını bağımlı bir ilişki kurmak için kullanabilir. Bu şekilde adam, eşinin varlığıyla çocuklukta olmasını arzu ettiği ideal annesini, ilişkide yaşatarak kaygısını azaltmakta, kadın ise çocukken engellenmiş bağımlılık ihtiyacını eşine yansıtarak bağımlı bir ilişkiye imkân veren bir rol üstlenmektedir.

Bu tür danışıklı rol-canlandırma düzenlemeleri, her iki eşin de karşılıklı olarak bu iç içe geçmiş bağımlı ilişkiden tatmin oldukları sürece işlevini sürdürmektedir. Cinsel terapi ‘ye ben/biz cinsel isteksizlik yaşıyoruz diye gelirler. Tutku yoktur, şefkat vardır. Çünkü ilişkileri tıpkı ebeveyn-çocuk ilişkisine benzerdir. Yada tam aksidir, müthiş arzu, şehvet vardır ama zarar verici bir ilişkidir; şiddet, sevgi yoksunluğu vs. görülür.

Sevgiyle Kalın..

 

Psikoterapist Eyüp SARI

 

Kaynakça: Hejan Epözdemir- ..Nesne İlişkileri Çift Terapisi Modeli Çerçevesinde Bir İnceleme Tez Çalışması

Arzulanmaya ve Sevilmeye Dair

Arzu ile sevgiyi birbirine karıştırmaktan vazgeçmeliyiz. Bir şeyi sevmemiz için onun ne olduğunu bilmemiz gerekir. Arzu da ise durum tam tersidir.

Arzu’yu çoğu kez cinsel arzunun ötesinde bir anlamda düşünmüyoruz. Oysa arzu, aynı zamanda ve her zaman bilme arzusudur da. O yüzden arzulanacak olan kişi, en azından bir yanıyla karanlık ve belirsiz olmak zorundadır. Aydınlık ve belirli bir şeyi ne diye arzulayalım ki? Onu zaten biliyoruz.

Mutlak tanışıklık, bilinecek bir şeyin kalmadığı hissi, merakın sona ermesi, aşkın ölümüdür. Yalın karanlık, bilginin mutlak yokluğu ise aşkın hiç başlamamasına yol açar. Arzu vardır ama o arzudan aşk doğmaz, doğsa doğsa ölümcül, yıkıma giden bir tutku/saplantı doğar.

Arzu, tatmin edilmiş olduğu yanılsaması uyanıncaya kadar sürer çünkü o da biter ve henüz “vermemiş olan” başka birine yönelir. Biz ise bizi arzulayacak başka birini aramak zorunda kalırız. Zahmetli bir iş vesselam. O yüzden “gösterip de vermemek” sanıldığı kadar habis bir tutum değil. Göründüğünden çok daha masum, çok daha saf. Olmayacak bir şeyin peşinden koşmanın ifadesi yalnızca: Verince artık arzulanmayacağız, öyleyse “vermeyelim” ki arzu sonsuza kadar sürsün. Gayette mantıklı gibi duruyor bu açıdan.

Kuşkusuz bütün bu faaliyetler, “dostlar alışverişte görsün”den fazla bir şey değil. Çünkü bir şey kaybetmiyoruz ama kazanmıyoruz da. Vermiyoruz ama almıyoruz da.

Yumurtayı kırmadan omlet yapıyoruz gerçi ama o omletin yenilecek bir hali yok.

Bize âşık olup da adımıza nameler düzen adam, evlilikten diyelim 1 yıl sonra, televizyonun karşısında pijamasıyla oturup bizden hizmet beklemeye (ve hizmetten gayri hiçbir şey beklememeye) başladığında; ya da arzuladığımız kişiyi bir kez “elde ettikten” sonra, sevişme vakti her yaklaştığında “dayanılmaz baş ağrıları çekmeye” başladığımızda, ne arzulayan kalıyor ortada, ne de arzulanan. İki durumda da kişinin hayali arzulayan ve arzulanan kişi olmaktı. Bir kez gerçek olduğunda, yani gerçek bir “öteki”de sabitlendiğinde, önemini, değerini kaybetti.

Çünkü arzu, somut bir hedefe yönelik somut bir duygu değil; öyleymiş gibi yapıyor yalnızca.

Arzulanan kişi olarak kalmak en büyük arzumuzsa eğer; kendimizi gizleyerek, vermeyerek, mistik bir perdenin ardına saklanarak, aralıksız yalan söyleyerek bu mertebeye ulaşabilir, onu koruyabiliriz. Ama hiç kimse bizi kelimenin gerçek anlamıyla sevmeyecektir.

Eğer sevilmeye çok ama çok ihtiyacımız varsa; sevilmeden yapamıyorsak, kendimizi bir cam gibi şeffaflaştırıp ortalık yere dökeceğiz demektir. O zaman sevilebilir ve sevimli olabiliriz. Ancak bu durumda da bizi arzulayacak bir Allah’ın kulu çıkmayacaktır muhtemelen.

Bu iki durumda da sorun, kendimizi yalnızca sevilen ya da arzulanan olmak istiyoruz. Oysa arzulayan, seven, tercihen ikisini birden yapan kişiler olmak gibi bir seçeneğin olduğunu da akıldan çıkarmamalı. Bunu becerebildiğimizde ise, (kelimenin her iki anlamında da) bilen özneler olma şansımız doğabilir.

 

Sevgiyle Kalın..

Uzm.Psk.Dan.Eyüp SARI

 

Kaynakça:

  • Bir Şeyler Eksik-Bülent SOMAY
  • Tek Yatakta İki Kişi-Jean Claude Kaufmann

Cinsel İsteksizlik ve Yakınlık Korkusu İlişkisi

Cinsel isteksizlik olarak vücut bulur ama mesele genelde ‘Ayrışma-Bireyleşme‘ meselesidir. Partnerde neden kaçınma isteği doğurduğu sorusu, merak konusudur. Cinsel isteksizliğe yol açan acaba ne olabilir?

İki yetişkin insan arasındaki cinsel yakınlık, ilişkilerinin ilk döneminde doyurucu olmuş olsa da aralarında bir kaynaşmaya işaret eden unsurların ortaya çıkmasıyla birlikte sanki bir şey yitirmiş gibi olunur. Bu kaynaşma, çifti psişik olarak geriletmiş ve karşıdakinin varlığını bilinç dışı ‘nda silip yok etmiştir. Bir anlamda karşı tarafta sevişeceği biri kalmamıştır.

Cinselliğin, paradoksal olarak yol açtığı kaynaşma durumu; iletişime ve bağ kurmaya, bağlanmaya dayanmaktansa mastürbasyon benzeri bir nitelik taşır, tat vermez ve sonunda cinsel isteksizliğe yol açar.

İkisinin nasıl kaynaşıp tek kişiye dönüştükleri hakkında hiç bir fikirleri yoktur. Tek kişinin istekleri ihtiyaçları vardır, birinin diğerine yapıştığı, bağımlı olduğu bir hal alır. Birisi depresif, melankolik diğeri bunalmış, vicdan muhasebesi içindedir. ‘Ne olursun ayrılmayalım.’ , ‘Onu üzmeden nasıl ayrılabilirim.’ gibi cümleler duyulur. Yani yetişkin yetişkine ilişki kaybolmuştur aradaki ve yeniden ayrı iki kişi olabilmek için neler yapabileceklerine dışarıdan bakan üçüncü birine ihtiyaçları vardır. Bu da genelde psikoterapist olur. Lakin salt cinsellik gözlüğüyle bir bakış, sorunu daha da içinden çıkılmaz bir hale sokacaktır.

Sevgiyle Kalın..

 

Uzm.Psk.Dan.Eyüp SARI

Cinsel Terapist

Havamda Değilim ‘’Cinsel İsteksizlik’’

‘Tatlım, başım ağrıyor.’ Bu kelimeler çoğunlukla havasında olmayanlar tarafından bir bahane olarak kullanılır. Arada sırada seks havasında olmuyorsanız, bu büyük bir sorun değildir. Ama arzu eksikliğiniz devam ederse, buna bir çare bulunması gerekebilir.

Cinsel isteksizlik bazen, bir partnere karşı, bazen de genel olarak sekse karşı isteksizlik anlamına da gelebilir. Eğer partneriniz sizde cinsel istek uyandırmıyorsa ama yine de mastürbasyon yapmak ve/veya başka biriyle ilişkiye girmek istiyorsanız muhtemelen bir ilişki sorunuyla karşı karşıyasınız.

Eğer partnerinize karşı isteğinizi kaybettiyseniz, artık onunla seks yapmayı istememenizin nedenini bulmanız gerekir. Bazen bunun cevabı yalnızca seksin bir rutin haline gelmiş olmasıdır. Bu durumda cinsel hayatınıza renk katmak için biraz daha heyecana ihtiyacınız olabilir. Sorun buysa, güzel sevişme sanatının inceliklerini cinsel hayatınıza sokmalısınız. Biraz çalışmayla, siz ve partneriniz, cinsel hayatınıza yeniden renk getirmenin farklı yollarını bulabilirsiniz.

Bazı çiftler birbirlerini arzulasalar da, bunu farklı zamanlarda ya da farklı oranlarda yaşayabilirler. Bu durumlarda genel cinsel istek seviyeleri farklılık gösterebilir. Meseleyi daha iyi anlamak için Annie Hall filminden şu sahneyi anlatmak istiyorum. Annie”nin terapisti ona, Alfie’yle ne kadar sık seks yaptıklarını sorduğunda, Annie ‘’Her zaman,haftada üç kere’’ diye cevap verir. Aynı soruyu Alfie”nin terapisti sorduğundaysa, Alfie “Neredeyse hiç, haftada haftada üç kere,” diye cevaplar. Çiftler, bu soruna rağmen, her ikisini de tatmin edecek kadar zaman buluyorlarsa, birlikte kalabilirler. Seks arzusu daha yoğun olan partner, “boş geçen zamanları” telafi etmek için cinsel rutinine mastürbasyonu da ekleyebilir. Cinsel istek seviyeniz partnerinizkine uymuyorsa ne kadar sıklıkla seks yapacağınız konusunda uzlaşmak için bir cinsel terapistle çalışabilirsiniz.

Seks yada mastürbasyon yapmak için hiçbir istek duymuyorsanız, o zaman sizde bir cinsel terapist koçluğunda çalışılması gereken ‘cinsel istek bozukluğu’ olabilir. Cinsel isteğinizi kaybetmenizin nedenleri arasında şunlarda olabilir.

 

  • Hormonal dengesizlikler
  • Kendiniz ve partnerinizdeki bir hastalık ya da yaralanma
  • Antidepresan ilaçları kullanımı
  • Siz ya da partnerinizin aldatması,
  • İş ya da aileyle ilgili stres
  • İlişkinizdeki her türden iktidar meselesine duyduğunuz öfke (güç ve iktidar savaşları)
  • İlişkinizdeki ekonomik sorunlar
  • Sizin ya da partnerinizin önemli ölçüde kilo alması
  • Hamileliğin son üç ayı ya da evde bir bebeğin olması
  • Bir akrabanın ya da arkadaşın vefatı

 

Bu sorunların tümü, tıbbi ya da cinsel terapi ile çözülebilir. Eğer doktor, hormon seviyelerinizin isteğinizi azalttığını saptadıysa, ki bu durum özellikle menopoz sonrası dönemdeki kadınlarda yaygındır, durumu düzeltmeyi denemek için uzman denetiminde hormon takviyesi alınabilir ( testosteron gibi). Ayrca cinsel terapistler de, cinsel isteksizlikle başa çıkmak ve sorunun kaynağını bulmak konusunda yardım etmekte harikadırlar. Bu nedenle, bir istek bozukluğunuz varsa yardim almayı mutlaka deneyin.

Sevgiyle kalın..

Uzm.Psk.Dan.Eyüp SARI

Cinsel Terapist

Depresyon ve Cinsel İsteksizilik İlişkisi

” Tavuk mu yumurtadan çıkar yumurta mı tavuktan? ” sorusu kadar içinden çıkılmaz bir konuda; ‘’Depresyon cinsel işlev bozukluğu yapabilir, cinsel işlev bozukluğu da depresyona neden olabilir!’’ bilimsel gerçeğidir. Her yıl milyonlarca insan depresyona girmekte ve hepsinin de cinsel hayatı olumsuz şekilde etkilenmektedir. Mutsuzluk, sinirlilik, suçluluk duygusu veya umutsuzluk, önceleri zevk alınan şeylerden artık zevk alamama ve ilgisizlik, kilo, iştah ve uyku düzeninde değişiklik, konsantrasyon güçlüğü, unutkanlık ve kararsızlık, bitkinlik veya enerji kaybı, huzursuzluk veya fiziksel etkinliklerde azalma, tıbbi açıklaması olmayan fiziksel ağrılar, ölüm veya intihar düşünceleri gibi depresyon belirtilerine, cinselliğe karşı ilgisizlik veya cinsellikten zevk alamama genellikle eklenir. Her ferdin ve her vakanın birbirinden farklı olduğu depresyonda: diğer eşin sabırlı ve anlayışlı olması, eşine yardım etmesi ve ona her konuda cesaret vermesi tedavi sürecini kısaltacaktır. Depresyon konusunda bir başka problem ise; depresyon tedavisinde kullandığımız ilaçlardır. Bu ilaçların birçoğu, maalesef, bir yan etki olarak sertleşmede azalma, istekte azalma ve orgazm yoğunluğunda düşme gibi cinsel sorunlara yol açmaktadır. Bu nedenle depresyonda zaten var olan cinsel sorunlar, kullanılan ilaçlarla daha da artmaktadır. Ancak şu gerçeği de vurgulayalım; depresyon düzeldikten sonra cinsel sorunlar da ortadan kalkmaktadır.

RUHUNUZA KIŞI YAŞATMAYIN

Ruhu ısıtan ve insana pozitif enerji yükleyerek yüzünü güldüren güneş ışınlarının yokluğu nedeniyle, insanlar da mevsimsel depresiflik belirmeye başladı bile. Kış mevsiminde günlerin kısalması, güneş ışınlarının azalması ve insanların zorunlu olarak kapalı ortamlarda kalması insan psikolojisi üzerinde negatif etki bırakıyor. Özellikle kadınları etkisi altına alan kış depresyonu sonucu dinlenemeyen, uykusunu alamayan, kendini karamsar hisseden kadınların cinsel isteği zamanla azalabiliyor.

DEPRESYON VE CİNSEL İSTEKSİZLİK BİRBİRİNİ TETİKLİYOR…

Kış depresyonu ile birlikte gelişen cinsel istek azalması uyarılma ve orgazm sorunlarını da beraberinde getirebiliyor. Kadın partneriyle cinsel birleşme yaşasa bile zevk alamamaktan şikâyet edebiliyor. Bu durumda kadın, kendi yetersizliğinden kaynaklanan bir problem olduğu düşüncesiyle daha çok depresyona giriyor. Dolayısıyla, depresyon cinsel sorunlara yol açabilirken, cinsel sorunlarda kadının içinde bulunduğu depresif hali ağırlaştırabiliyor. Kış ayının verdiği karamsarlık nedeniyle mutsuz olan kadın, daha önce var olmayan cinsel sorunların ortaya çıkması nedeniyle cinsel hayatının sona erdiğini düşünerek depresyonu çok daha ağır derecede geçirebiliyor. Bu tür vakalarda cinsel isteksizlik nedeniyle başaramama korkusu yani performans anksiyetesi yaşayan kadın, depresyon tedavi edilmesine rağmen cinsel işlev bozukluğu yaşamaya devam edebiliyor.

KIŞ DEPRESYONU BULAŞICIDIR!

Yapılan araştırmalar sonucunda, özellikle ailelerde ve birlikte çiftlerde depresyonun bulaşıcı olasılığının olma daha fazla olduğu tespit edildi. Eşlerden birinin kış depresyonuna yakalanmasa gerek iletişim yönünden gerekse cinsel yaşamda gelişen aksaklıklardan dolayı tüm aileyi etkileyebiliyor. Bu durumda partnerin sabırlı, anlayışlı ve yönlendirici olması gerekiyor. Eşine yardım eden erkek ona verdiği cesaretle partnerini ciddi sonuçlar oluşturabilecek bir durumdan kurtarabilir.

BÜYÜK YANLIŞ: iLAÇ KULLANIMI

Kış depresyonuna yakalanan kişinin, özellikle kadın partnerin, duygusal olarak aileden ve cinsellikten uzaklaşmasını engelleyebilmek için erkeğe büyük bir görevler düşüyor. Erkek partnerine ne kadar ilgili alakalı ve anlayışlı davranırsa kış depresyonu illeti o kadar kolay bitiyor. Bunun dışında olabildiğince güneşe çıkılmalı, kişi yüzünü ve sırtını sıcağa ve güneşe vermeli, rahatlamak için doğal yağlarla vücuduna masaj yapmalı, bol bol temiz hava almalı, spor yapılmalı, arkadaşlarıyla ya da partneriyle moral verici aktiviteler yapmalı, hafif müzik dinlenmeli, bol bol gülmeli protein ve omega-3 içerikli besinler alınmalıdır. Kış depresyonu ile baş edebilmek adına alınan ilaçlar duygusal etkileşimin ve cinsel yaşamın bir numaralı düşmanıdır. Bu nedenle hekim tavsiyesi olmadan depresyon ilaçları kullanılmamalıdır. Ayrıca günümüzde depresyon tedavisinde kullanılan ilaçların pek çoğu yan etki olarak cinsel isteksizliğe ve cinsel fonksiyon bozukluklarına yol açmaktadır. Erkeklerde sertleşme probleminin nedenleri arasında en başta gelen depresyon ilaçları erkek ve kadında cinsel istekte azalma, orgazm yoğunluğunda düşme ve duygusal çakışmalara neden olmaktadır. Size önerdiklerimin haricinde cinsel isteksizlik tedavisi ile başa çıkmanın en hızlı ve kolay yolu bir cinsel terapistten yardım almaktır.

 

Sevgiyle Kalın..

 

Uzm.Psk.Danışman.Eyüp SARI

Cinsel Terapist

 

Kaynakça:

-Cinselliğin Dayanılmaz Ağırlığı – Cem KEÇE

Azalmış Cinsel İstek Bozukluğu

Cinsel fantezilerin ve cinsel etkinlikte bulunma isteğinin az olması. Cinsel isteğin azlığı/yokluğu hatta cinsellikten tiksinme şeklinde görülebilir. Organik ve psikolojik nedenlerle oluşabilir. Cinsel aktivite veya fantezilere karşı isteksizlik/ilgisizlik vardır. Cinsel isteksizlik kadınlarda daha sık görülmektedir. Yapılan çalışmalar erkeklerdeki cinsel isteksizliğin %15, kadınlardaki oranın ise %35’e vardığını göstermiştir. Kadın hayatı boyunca hiç tatmin olmamıştır ya da cinselliğe olan ilgisi sonradan azalmıştır. Bu problemi yaşayan kadınlar çok zor ve nadiren orgazm olurlar.

Cinsel isteksizliğin nedenleri arasında; cinsel organlara veya hormonal dengeye ait bozukluklar, bazı ilaçlar, olumsuz cinsel deneyimler, kendine güvensizlik, partnerle cinsellik dışında olumlu paylaşım yaşayamama, yoğun stres ve depresyon sayılabilir.

İstek bozukluğunun devam etmesi halinde bir uzmana başvurulmalı ve cinsel terapi yardımı alınmalıdır.