Cuanto Sale Orlistat Argentina Generic Cialis Soft 20mg Soft Tab A Href Order Sinequan Nexium 40mg Intramuscularly Cleocin Capsules 300mg
Bize Mesaj Yollayın
info@terapilife.net
Haftaiçi: 16:00 - 21:00
Cumartesi:10:00-19:00

Duygusal Banka Hesapları, Boşanmaya Yol Açıyor

Beklentiler, kadın ve erkeklerin duygusal ve psikolojik kapasitelerini aştığında evlilik stresi ve hayal kırıklığı kaçınılmaz olur. Bunlara adapte olamama, kişisel ve seksüel tatmin eksikliği gibi yeni nedenlerle boşanmalarda giderek artış görülmektedir.

Bu artışı şu an için her 2 evlilikten 1’sinin boşanmayla sonuçlanması olarak yaşıyoruz.

Evlilik ve ailenin, eşlerin cinsel ve kişisel ihtiyaçlarını tatmin etmesinin yanı sıra arkadaşlık, romantik aşk, koruma, sırdaşlık ve duygusal destek sağlayarak; toplum desteğinin çökmesini ve sosyal yabancılaşmayı da tamamen telafi etmesi bekleniyordu ve sanki tüm bunlar yeterli değilmiş gibi bireysel olarak da eşlerin kendilerini sürekli olarak geliştirmeleri isteniyordu. Uzun bir liste!

Hâlihazırdaki yüksek boşanma oranları, çiftlerin basitçe kendilerinden istenilenlerin hepsini yerine getiremediklerini gösterir. Ödevler çok yorucudur. Çiftlerin evliliklerinin ilk birkaç yılının ardından, duygusal banka hesaplarının boşalmasına ve birey olarak kendilerini tükenmiş hissetmelerine şaşmamak gerekir. Bir şeyler yanlış gidiyor demek ki.

Duygusal banka hesaplarını doldurmanın yollarını aramalıyız. Bu kadar beklentinin içinde, eğer çözüm girişimleriniz işe yaramıyorsa evlilik terapisi yardımı almaktan çekinmeyin. Evlilik terapisti İstanbul da ulaşılabilir bir uzmanlık alanıdır.

 

Sevgiyle kalın.

 

Uzm.Psk.Dan.Eyüp SARI

Çift ve Evlilik Terapisti

 

Tartışmada Eşler Birbirini Yatıştırmalı

Hemen her terapist ve kişisel gelişim kitabı sorunların çözümünde iletişimi ve sözcüklerin gücünü vurgular. Birçoğu mükemmel öğütler verir. Ama doğru sözcükler ilişkilerin kopmasını önlemeye yeterli olsaydı, şimdiye kadar üzücü boşanma oranlarından kurtulmanın yolunu konuşarak bulmuş olurduk. Çiftler çoğunlukla doğru sözcükleri papağan gibi tekrarlamayı öğrenir ama konuşmalarını birbirlerine yönelik derin bir anlayışa dayandırmazlar. Fransızca cümleleri ezberlemeyi öğrenmeye benzer bu. Ne anlama geldiklerini bilmezseniz, Fransızca konuşuyor olmazsınız.

Yakınlık nasıl oluşur

Çiftler birbirlerini derin bir düzeyde anlayıp bu bilgiyi birbirlerine sevecen bir biçimde ifade edebildiklerinde, aralarında gerçek bir yakınlık oluşur. Uyum sağlama dediğimiz bu beceri, kimi şanslı çiftlerin neredeyse doğuştan gelme özelliğidir ama birbirlerine en az onlar kadar bağlı pek çok çift bu konuda zorlanır. Neyse ki uyum, neredeyse tüm çiftlerin öğrenebileceği ‘ya da güçlendirmeyi öğrenebileceği’ becerilerden oluşur.

Çift terapisi ‘nde amacımız, insanların birbirlerinin acı verici duygularını sakinleştirip, yatıştırabilmesidir.

Ben acı verici bir duygumu sana açıklarım, sen de bana uyumlu bir cevap verirsin ve bağlanmayı teşvik edecek bir cevap verirsin. Kendimi kötü hissettiğimde eşimin beni yatıştırmasına ihtiyacım olması, patolojik bir şey değildir.

İnsanlar sevdiklerinin yanında acıyı daha fazla tolere edebiliyor

İnsanların sevdikleri birinin elini tuttuklarında acıyı daha fazla tolere edebileceklerini gösteren araştırma sonuçları, kanıtlar vardır.

Eğer odada bir arkadaşları varsa ve ellerini tutuyorsa o zaman daha fazla acıya tolerans gösterebiliyorlar.

Eğer odada bir yabancı varsa, o zaman daha az tolerans gösterebiliyorlar. Örneğin, bunu denemek için insanların elini buzun içine koyuyorlar eğer odada bir yabancı varsa, şu kadar dakika tutabiliyor elini buzda. Ama eşi veya sevdiği bir arkadaşı varsa daha fazla tutabiliyor. Çünkü sevdiğiniz biriyle birlikte olmak, oksitosin salgılanmasına neden olur ve bu yatıştırmacı bir kimyasaldır.

Partnerimizin bizi yatıştırması yeterli mi

Sevdiklerimizin bizi rahatlatması ve desteklemesi bize faydalıdır. Duygu odaklı çift terapisi olarak ilk amacımız budur. Sonra buna şunu da ekliyoruz: Karşısındakinin yatıştırmasının yanı sıra insanlar kendilerini yatıştırmayı da öğrenmelidir. İnsanların sadece eşini değil kendini de yatıştırmasını sağlaması ve bunu öğrenmesi önemli.

Kendi kendimizi yatıştırmaya ne zaman ihtiyaç duyarız

Bu iki durumdan meydana gelebilir. Eş yanında mevcut olmadığı zaman. Fiziksel olarak orada olmayabilir veya ikincisi duygusal açıdan mevcut olmayabilir. Çok üzgünüm, o sırada yalnızım bir şeylere ihtiyacım var. Ama eşim başka bir şeye kaygılanıyor veya başka bir şeyle ilgileniyor ve bana cevap veremiyor; o durumda kendimi yatıştırabilmeliyim.

İlişkide merhem olan şey ne

Bir kişi kendi içsel kırılganlığını duygularını açıkladığı zaman, bu düzeltici, iyileştirici bir duygusal deneyim olabilir. Ben kendimi değersiz, yetersiz veya sevilemeyecek bir insan olarak hissediyorsam ve bunu açıkladıktan sonra olumlu bir cevap alırsam, bu iyileştirici bir deneyimdir.

Değişimin kalıcı olması için sadece eşimizi yatıştırmayı öğrenmek değil, kendi kendimizi de yatıştırmayı öğrenmemiz de şarttır. Eşimiz bizi düzenlemek üzere orada olamadığı zaman, bunu kendi başımıza yapabilmeliyiz. Ama ilk olması gereken eşlerin birbirlerinin duygularını düzenleyebilmeleridir.

Sevgiyle kalın..

 

Uzm. Psk. Dan. Eyüp Sarı

Çift ve Evlilik Terapisi

 

Evlilik Neden Çıkmaza Girer ?

Evlilik terapisi ‘ ne başvuran çiftler arasında, iletişim ile ilgili problemler en çok şikayet edilen aynı zamanda da evliliğe en çok zarar veren problemler arasındadır. İki insan aynı ortamda iken aralarında mutlaka bir iletişim vardır. Evlilikte sağlıklı iletişim ise eşlerin birbirlerine verdikleri mesajları aynı anlamda algılamaları ve yanıtı ona göre vermeleri demektir. Karı koca birbirlerine verdikleri mesajları aynı anlamda anlayıp değerlendiremiyorlarsa, ilişkilerinde iletişim yetersizliği var demektir ki bu da evliliği çıkmaza sokar.

Duygularınızı Paylaşmamanızın Altında Ne Yatıyor ?

Duyguların paylaşılmaması, ilişkide doğru olmayan bir savunma mekanizmasıdır. Kaygılarını ve korkularını kişinin içinde yaşayıp, karşısındaki ile paylaşmayıp davranışlarına yansıtması kişinin sağlıklı iletişim kuramadığının göstergesidir. Kişinin ilişkide konuşmamasının özünde genellikle kaybetme korkusu vardır. Bu nedenle ilişkilerini içlerinden geldiği gibi yaşayamayabilirler. Kaybetme korkusu yüzünden açık olamama, alttan alma, hissettiğinden farklı davranma, eşin ilişkiden ayrılmaması için içindeki duyguları söylememe ve bastırma kişinin ilişkiye bağımlı olduğunu gösterir. Kaybetme korkusu iki durumdan kaynaklanır. Birincisi sevilen bir kişiyi kaybetme korkusudur. İkincisi ise ihtiyacı karşılayan kişiyi kaybetme korkusudur. Yani ayrılık sonrasında oluşacak yeni sürece hazır olmamayı dolayısı ile o insana duyulan ihtiyacı temsil eder. Bu durum ise karşıdaki insanın sevgi nesnesi değil lazım olan bir nesne olduğu anlamına gelir. Bilinmesi gereken; korku ve ihtiyaç, sevgi değildir. Birinci durumda sevilen kişinin kaybedilme korkusu nedeniyle duyguları paylaşmama durumunun temelinde ise kırılmaktan korkma vardır.

Gerçekte korku ve kaygı içeren davranışlar kişiyi korumaz. Kişinin duygularını açıkça yaşamaması ve ifade etmemesi, karşıdakinin kişiye karşı gerçekte ne hissettiğinin, değer verip vermediğinin de görülmesini engeller. Çünkü kişi duygularını ne istediğini bildirmeyerek kırılma riskini göze almamış olur. Her şekilde duyguları açmama, ilişkiyi bulanıklaştırır. Çiftlerin duygularını paylaşması, iletişime emek vermesi ise ilişkiyi besler. Eşlerin birbirlerini anlamaya çalışmasına, kendilerini değiştirmeye çalışmalarına, çaba harcamalarına fırsat verir. Harcanılan emek, eşi ilişkiye bağlar. Çünkü kendisini önemli ve değerli hissettirir.

Evlilik ilişkisi ve tüm kadın erkek ilişkilerinde, çatışmalar sağlıklı iletişim kurulamaması ile beslenir ve büyür. Yukarıda belirtildiği gibi yakın ilişkilerde çatışma doğaldır. Doğal olmayan kişilerin kendisini yani duygu ve düşüncelerini tam ve doğru olarak yansıtmamasıdır.

İletişim iyi evliliklerin bir belirleyicisidir. İnsanların sahip oldukları iletişim becerileri evlilikten elde edecekleri doyumun ve mutluluğun düzeyini etkileyecektir.

 

Sevgiyle kalın.

 

Uzm.Psk.Dan.Eyüp SARI

Çift ve Evlilik Terapisi

İlişkinizi Maça Çevirmeyin

Evlilikte çiftlerin ilişkilerini bir spor müsabakasına çevirmeleri, yani skor tutmaları samimiyete zarar veren bir etkendir.

– Kocam bana şunu yaptı. O zaman ben de şunu yapmayacağım.

– Karım şunu yapmama izin vermedi. Ben de onun şunu yapmasına izin vermeyeceğim.

– Geçen bayram beni ailemin yanına götürmedi. Ben de bu bayram kocamın ailesinin yanına gitmeyeceğim.

Ne zaman skor levhasına baksanız, evliliğinizin bir parçasını söküp atarsınız. Doğrusu farklı takımlarda değil, aynı takımda olmanızdır. Unutmayın ki biriniz galip çıkar, diğeriniz kaybederse kaybeden hep ilişki olacaktır!

Aynı takımın oyuncuları bile didişirler. Mükemmel evlilik yoktur. İşler kötüye gidebilir, hayatınızda inişler ve çıkışlar olabilir. Ancak amacınız üst düzey bir samimiyet kurmak, birbirinize olabildiğince yakın olmaksa bu sorunların üstesinden gelebilir ve yolunuzda ilerlemeye devam edebilirsiniz.Eğer bu düşünce şeklinden vazgeçip ilişkinizin rekabet olduğu evlilik yaparsanız, çok geçmeden tek başınıza kalırsınız ve evliliğiniz evlilik olmaktan çıkar.

Mükemmel evlilik olmadığı gibi, kimse mükemmel de değildir. İki insanın zevklerinin tamamen uyuşması söz konusu olamaz. Evlilikte zıtlaşma kaçınılmazdır. Hiçbir anlaşmazlık yaşamamanız doğal değildir. Ne de olsa siz de, partneriniz de klon değilsiniz sonuçta,duygularınız var.

Bu zıtlaşmaya karşı hoşgörünüz her şeyden önce evliliğe olan bağlılığına bağlıdır. Eğer bir evliliğe “yürümezse boşanırım” diye yaklaşırsanız, evliliğiniz başarısız olmaya mahkumdur.

Evliliğinizi En Üst Sıraya Koymak

Evlilikte çocuklar da yetmiyorsa; bu bağlılık denen şey neyin nesidir? Evlilik taraflar açısından farklı unsurlar ve amaçlar içerse de, bağlılığın temel felsefesi ortaktır. Bağlılık, gerektiğinde evliliği bireyin üzerinde tutma istekliliğidir.

Her evlilik şu ya da bu, bir sınavdan geçer. Partnerlerden biri hastalanabilir. Parasal sorunlar çıkabilir. Ebeveynler çocukları ve eşleri üzerinde baskı kurabilir. Çocukların ve işin getirdiği günlük stres bile tartışmalara neden olur. Bazı talihsiz insanlar da bunların hepsiyle burun buruna gelirler

Bazı baskıların tek başına değil de çift olarak üstesinden gelmek daha kolaydır. Eğer sel ve deprem gibi bir doğa afeti baş gösterirse , bu afetle tek kişi mücadele etmektense iki kişi mücadele etmenin yeğ olduğu açıktır. Tüm birikiminizi kaybetmiş olsanız da, en azından yanınızda anılarınızı paylaşabileceğiniz biri kalır.

Evliliğinizi hayata karşı birlikte mücadele ettiğinizi gerçekten hissedebileceğiniz bir evliliğe dönüştürmeye gayret edin. Size söz veriyorum pişman olmayacaksınız. Eğer bunun için sarf ettiğiniz gayretler bir işe yaramıyorsa, ilişkinizin geleceğine yönelik  alacağınız kararlara ileri de keşke dememek için , bu gayreti bu kez bir profesyonel rehberliğinde deneyimleyebilirsiniz. Evlilik terapisti İstanbul sınırları içerisinde rahatlıkla ulaşabileceğiniz bir uzmanlık alanıdır. Uzun yıldır emek verdiğiniz evliliğiniz son bir şansı her zaman hak eder. Değerlendirmeniz dileklerimle.

 

Sevgiyle Kalın..

 

 

Uzm.Psk.Dan.Eyüp SARI

Evlilik Terapisti & Cinsel Terapist

Gizli ‘Sona Ermiş’ Evlilikler

Evlilik kurumu kurulduktan sonra, eşlerin birbirlerinin kişiliğini daha yakından görme aşaması, doğal olarak gerçekleşir. Farklılıklar ve benzerlikler daha yakın bir şekilde görülmeye başlanır. Buna bağlı olarak ya artan duygusallıkla doyumlu bir ilişki ya da hayal kırıklıkları yaşanır. Yaşanan hayal kırıklığından sonra çiftler kendilerini, eşlerini, ilişkilerini yeniden yorumlayıp alışma, uyum sağlama, sevgi ve saygıyı koruma aşamasına geçemezse ilişki güç bir döneme girer.

Genellikle çiftler sessiz kalarak, savunmacı davranarak, eşlerinin anlama, alışma ve baş etme yeteneklerini sınırlarlar. Bu durum düşüncelerini ve ihtiyaçlarını yeterince ifade etmeleri ve kendilerini de anlama gayretlerini düşürür. Bu sağlıksız iletişim, suçlama ve yanlış anlamalarla sonuçlanır. Eşlerin çatışma durumlarıyla baş etme için gerekli becerileri bilmeyişleri ve onları tahmin etme konusunda daha az donanımlı olmaları, onlara ilişkilerini dik bir yolda yürürcesine yaşatabilmektedir. Eşlerden birinin diğerini empatik olarak duyması; diğerine karşı cömert davranması ve ilişkilerinin iyiye gitmesi için, diğerini anlama yeteneği kazanma kapasitesidir. Çiftin biri ya da ikisi de bu özelliklerden birinde ya da daha çoğunda yoksunluk gösteriyorsa çift muhtemelen şefkat açlığı çekiyordur .

Partnerini Yeterince Tanımamak Bireyselciliğe İtiyor

Evlilikte ve tüm ikili kadın erkek ilişkilerinde, bireyin hem karşı cinsin sahip olduğu özellikleri bilmeyişi, hem ilişki yaşadığı kişinin geçmiş yaşantısından ötürü onu diğer insanlardan ayıran psikolojik dünyasını tanımaması, bireyi daha az toleranslı yapıp, daha çok kendi beklenti ve ihtiyaçlarına odaklanmasına sebep olmaktadır. Empati, anlayış, uyum ve hoşgörünün yeterince yaşanmadığı böyle ilişkilerde ise zaman içinde tükenme yaşanabilmektedir.

Ayrıca çiftlerin ilişkide açık dil kullanmamaları, ne istediklerini ve neyi istemediklerini ifade etmemeleri hatta kimi zaman bu konuda kendi farkındalıklarına da sahip olmayışları ilişkiyi zorlamaktadır. Bireyin kendisini tanıyamadığı durumda eşini tanıyabilmesi de mümkün değildir. Kendi duygularını, sınırlarını tanıyan ve ifade edebilen, açık dil kullanan çiftler, ilişkide karmaşık bir problemi çözmeye çalışmaktan kurtularak, gerçek duyguların hâkim olduğu daha sağlıklı bir ilişki yaşayacaklardır. Bunu çiftler bazen tek başlarına yapamazlar. Bu durumda Evlilik terapisti İstanbul da düşünülmesi gereken önemli bir seçenek haline gelir.

Dur ! Demezsek, Bitti ! Diyebiliriz

Sağlıksız ilişkiler evliliği tüketmektedir. Sağlıksız ilişkilerin yaşandığı, evlilik doyumunun olmadığı, kişi için değerini kaybetmiş bir evlilik, boşanmayla sonuçlanmamışsa bile bu evliliğin sona ermediği anlamına gelmez. Gizli ‘sona ermiş’ evlilikler konusunda istatistiki kanıt bulmak zordur. ‘Çocuklar yüzünden’ ya da ‘boşanma kocanın mesleğini mahvedeceği için’, eşler birlikte yaşamaya devam edebilir. Bazen de, dedikodulara güvensiz bir yaşantıya ve boşanmak için gereken yorucu işlere katlanmaktansa, yetersiz bir evliliğe katlanmak daha ‘kolay’dır. Evliliklerinin bir felaket olduğunu rahatlıkla itiraf edebilen pek çok kimse, boşanmayı akıllarından bile geçirmemişlerdir. Ailede daha önce boşanma söz konusu olmamışsa ve evlilikten pek fazla bir şey beklenmiyorsa çoğunlukla bu durumla karşılaşılır. A.B.D.’nde yapılan bir araştırma, her üç çiftten birinde, tekrar evlenme söz konusu olsa eşlerin birbirini seçmeyeceklerini göstermiştir. Bu sonuç, gizlice ‘sona ermiş’ evliliklerin sayıca son derece fazla olduğunu kanıtlamaktadır.

Evliliğinizi hayata karşı birlikte mücadele ettiğinizi gerçekten hissedebileceğiniz bir evliliğe dönüştürmeye gayret edin. Eğer bunun için sarf ettiğiniz gayretler bir işe yaramıyorsa, ilişkinizin geleceğine yönelik  alacağınız kararlara ileri de keşke dememek için , bu gayreti bu kez bir evlilik terapisti rehberliğinde deneyimleyebilirsiniz.  Uzun yıldır emek verdiğiniz evliliğiniz son bir şansı her zaman hak eder. Değerlendirmeniz dileklerimle.

 

Sevgiyle Kalın..

 

 

Uzm.Psk.Dan.Eyüp SARI

Evlilik Terapisti & Cinsel Terapist

İlişkisel Tartışmalarınız için Öğrenmeniz Gereken 2 Şey

Hemen her terapist ve kişisel gelişim kitabı sorunların çözümünde iletişimi ve sözcüklerin gücünü vurgular. Birçoğu mükemmel öğütler verir. Ama doğru sözcükler ilişkilerin kopmasını önlemeye yeterli olsaydı, şimdiye kadar üzücü boşanma oranlarından kurtulmanın yolunu konuşarak bulmuş olurduk. Çiftler çoğunlukla doğru sözcükleri papağan gibi tekrarlamayı öğrenir ama konuşmalarını birbirlerine yönelik derin bir anlayışa dayandırmazlar. Fransızca cümleleri ezberlemeyi öğrenmeye benzer bu. Ne anlama geldiklerini bilmezseniz, Fransızca konuşuyor olmazsınız.

Yakınlık Nasıl Oluşur ?

Çiftler birbirlerini derin bir düzeyde anlayıp bu bilgiyi birbirlerine sevecen bir biçimde ifade edebildiklerinde, aralarında gerçek bir yakınlık oluşur. Uyum sağlama dediğimiz bu beceri, kimi şanslı çiftlerin neredeyse doğuştan gelme özelliğidir ama birbirlerine en az onlar kadar bağlı pek çok çift bu konuda zorlanır. Neyse ki uyum, neredeyse tüm çiftlerin öğrenebileceği ‘ya da güçlendirmeyi öğrenebileceği’ becerilerden oluşur.

Çift terapisi ‘nde amacımız, insanların birbirlerinin acı verici duygularını sakinleştirip, yatıştırabilmesidir. Ben acı verici bir duygumu sana açıklarım, sen de bana uyumlu bir cevap verirsin ve bağlanmayı teşvik edecek bir cevap verirsin. Kendimi kötü hissettiğimde eşimin beni yatıştırmasına ihtiyacım olması, patolojik bir şey değildir.

Bir Araştırma : Buz Deneyi

İnsanların sevdikleri birinin elini tuttuklarında acıyı daha fazla tolere edebileceklerini gösteren araştırma sonuçları, kanıtlar vardır. Eğer odada bir arkadaşları varsa ve ellerini tutuyorsa o zaman daha fazla acıya tolerans gösterebiliyorlar Eğer odada bir yabancı varsa, o zaman daha az tolerans gösterebiliyorlar. Örneğin, bunu denemek için insanların elini buzun içine koyuyorlar eğer odada bir yabancı varsa, şu kadar dakika tutabiliyor elini buzda. Ama eşi veya sevdiği bir arkadaşı varsa daha fazla tutabiliyor. Çünkü sevdiğiniz biriyle birlikte olmak, oksitosin salgılanmasına neden olur ve bu yatıştırmacı bir kimyasaldır.

Partnerimizin Bizi Yatıştırması Yeterli mi ?

Sevdiklerimizin bizi rahatlatması ve desteklemesi bize faydalıdır. Duygu odaklı evlilik terapisi olarak ilk amacımız budur. Sonra buna şunu da ekliyoruz. Karşısındakinin yatıştırmasının yanı sıra insanlar kendilerini de yatıştırmayı da öğrenmelidir. İnsanların sadece eşini değil kendini de yatıştırmasını sağlaması ve bunu öğrenmesi önemli.

Kendi Kendimizi Yatıştırmaya Ne Zaman İhtiyaç Duyarız ?

Bu iki durumdan meydana gelebilir. Eş yanında mevcut olmadığı zaman. Fiziksel olarak orada olmayabilir veya ikincisi duygusal açıdan mevcut olmayabilir. “Çok üzgünüm, o sırada yalnızım bir şeylere ihtiyacım var. Ama eşim başka bir şeye kaygılanıyor veya başka bir şeyle ilgileniyor ve bana cevap veremiyor”. O durumda kendimi yatıştırabilmeliyim.

İlişki de Merhem Olan Şey Ne ?

Bir kişi kendi içsel kırılganlığını duygularını açıkladığı zaman,  bu düzeltici bir duygusal deneyim, iyileştirici bir duygusal deneyim olabilir. Ben kendimi değersiz, yetersiz veya sevilemeyecek bir insan olarak hissediyorsam ve bunu açıkladıktan sonra olumlu bir cevap alırsam, bu iyileştirici bir deneyimdir.

Değişimin kalıcı olması için sadece eşimizi yatıştırmayı öğrenmek değil, kendi kendimizi de yatıştırmayı öğrenmemiz de şarttır. Eşimiz bizi düzenlemek üzere orada olamadığı zaman, bunu kendi başımıza yapabilmeliyiz. Ama ilk olması gereken eşlerin birbirlerinin duygularını düzenleyebilmeleridir.

Sevgiyle kalın..

 

Uzm.Psk.Dan.Eyüp SARI

Çift ve Evlilik Terapisi