Bize Mesaj Yollayın
info@terapilife.net
Haftaiçi: 16:00 - 21:00
Cumartesi:10:00-19:00

Duyguları İfade Etmenin Gücü

İnsanlar kaygılarını sürdürürken bunu değişik şekillerde ortaya çıkarırlar; birbirlerine saldırırlar, eleştirirler. Biz bu döngüyü ortaya çıkarıp, onların içerideki, bunun altında yatan duygularına erişmek isteriz. Ama sonra evlilik terapisti olarak şöyle düşünürsünüz.

’’Bu sorunun çözümünün ne olduğunu bilmiyorum. Benim işim bu değil. Benim işim, birbirlerinin kırılgan duygularını görmeleri.’’

Benim klinik deneyimlerime göre, bunu yaptığımız zaman insanları içine düştükleri çıkmaza getiriyoruz. Tıkandıkları yere getiriyoruz ve o tıkandıkları yerde tutuyoruz. Orada, o tıkandıkları yerde eğer o iç duygularını açıklamaya başlarlarsa o zaman o tıkanıklık çözülüyor. Çünkü ortadan kalkıyor. İnsanların duygularını duyduğumuz zaman onlara karşı merhamet duymaya başlarız. Çiftlerde halk dilinde söylersek, o noktada daha olgun bir şekilde davranmaya başlarlar.

Evlilik Terapisinde Hedef Nedir ?

Bu insanların yaptıkları çoğu uyumsuz davranışların, yani içki içmek, kendilerini kesmek, öfkelenmek bunlar hep bu ayrılıkların, kısır döngülerin, bitmez tartışmaların çözümlenememesi nedeniyle oluyor. Biz çift ve evlilik terapisi ‘nde tıkandıkları noktada onları tutup birbirlerine, en içlerindeki bağlanma ve kimlikle ilgili kırılgan duygularını birbirlerine açmalarını sağlamaya çalışıyoruz.

Birbirlerini dinlerken artık saldırıya geçme ve savunma gibi bir durum olmadığı için bu tehlike sistemleri sinyal vermeyecek, alarm çalmayacaktır. Eğer bu ilişkiyi devam ettirmek istiyorlarsa, o zaman karşındakilerini dinlemeye başlayacaklardır.

Ben çift terapisi ‘nde bütün bunları onlara da söylüyorum ve yüzleştiriyorum bu soruyla, bu konuyla.

’Eğer ilişkinizi devam ettirmek istiyorsanız, bu problemi çözmeniz lazım. Ben bunu sizin adınıza çözemem diyorum. Yapabileceğimiz şey; şu ana kadar size sorun yaratmış olan, bir sorun haline gelmiş olan bu negatif iletişim döngünüzü ilişkinizden atmanızda yol gösterici olmak.’’

diyerek her seferlerinde bunun kendinleri için önemini farkettirmeye çalışıyoruz duygu odaklı çift terapisti olarak.

 

Sevgiyle kalın..

 

Uzm.Psk.Dan.Eyüp SAR

ÇİFT VE EVLİLİK TERAPİSTİ

Kaybedilen ve Yeniden Kazanılan Güven

Bizi en çok inciten, güven duyduğumuz kişilerin bize ihanet etmesidir. Yaşadığımız güven kaybı, acımızın dinmesinden uzun sürer. Bu bizi şoke eden, çevremizden soyutlayan ve kafamızı karıştıran bir deneyimdir. Kendimize, başkalarına ve insanlığa dair bakış açımızı tümüyle yeniden yapılandırırız.. Bildiğimiz bir ortamda dengemizi yeniden sağlamak zorunda kalırız ki, bu hiç de kolay değildir. Sarsılan güvenimizi onarmak için bizim de çaba göstermemiz gerekir. Geçmişte yaşadığımız benzer durumlardan kaynaklanan incinmişliklerimizi hatırlamak ve en son yaşadığımız kırılmayla birlikte onların da yasını tutmak durumunda kalırız.

Nasıl ihanete uğrarız?

  • Birisi bizi aldattığında,
  • Kandırdığında,
  • Yalan söylediğinde,
  • Sırt çevirdiğinde,
  • Tek taraflı ve art niyetli davrandığında,
  • Arkamızdan dedikodu yaptığında,
  • Öncesinde bize danışmadan önemli bir karar aldığında,
  • Hassasiyetimizden faydalandığında, g
  • Güvenimizi zedelediğinde,
  • Bize destek olmadığında,
  • Duygularımızdan kaçtığında,
  • Kriz anında yanımızda olmadığında,
  • Dertliyken halimizi hatırımızı sormadığında,
  • Aramızdaki anlaşmazlıkları ele almaya, işlemeye ve çözüme ulaştırmaya yanaşmadığında güvenimizin kuyusu kazılır.

Güvenmek Neden Risklidir ?

İnsanlara güvenmenin böylesine riskli oluşunun bir sebebi de insani saldırganlığın sınır tanımadığını gayet iyi bilmemizdir. Bazı hayvanlar aralarında kavga ederken rakipleri teslimiyet ifadesi olarak boğazını gösterirse türlerini koruma içgüdüsüyle geri çekilirler. Oysa biz insanlar saldırmayı sürdürebiliriz. Birinin bizi durdurması veya durmayı öğretmesi gerekir. Evlilik terapisi oturumlarında bazen ilk odağımız, çiftlerin birbirlerini yatıştırması olur. İşte bu yüzden kişisel bütünlüğümüzü geliştirmek tür olarak topluca hayatta kalmamıza katkıda bulunur. Her halükarda saldırgan iç güdülerimizi denetlemek ve davranışlarımızı saldırganlık içermeyen sevgi eylemlerine dönüştürme sorumluluğunu almak için sürekli çaba göstermek durumundayız. Bu sorumluluğu almak hem kendimizin hem de başkalarının aydın potansiyeline duyduğumuz güveni arttırır.

Güven Tekrar Kazanılabilir mi ?

Güven, ölmüş bir ayı gibi yeniden dirilemeyecek biçimde son bulmak zorunda değildir. Tıpkı kiş uykusuna yatmış bir ayı gibi, doğru zaman ve koşullar bir araya geldiğinde yeniden canlanacak şekilde sonlanabilir. Güvenilmez kişi özür dileyip de hatalarını düzeltmeyi teklif ettiğinde, sarsılan güvenimiz onarılmaya başlayabilir. Sonrasında yeniden tam anlamıyla güven duyabilmek için daha önce çekmiş olduğumuz onca acının ve yaşamakta olduğumuz yeniden uyum sağlama sürecinin niteliği gereği, karşımızdakinin uzun soluklu bir güvenilirlik süreci sergilemesine gereksinim duyarız.

Şıpsevdi Güven Beklenir!..

Bağımlılıkları, saplantıları veya işledikleri suçlar yüzünden hem kendilerine hem de başkalarına acı çektiren kişiler vardır. Bu kişiler iyileştiklerinde veya “imana geldiklerinde” başkalarının derhal kendilerine güvenmesini bekleyebilirler. Bu mantıksız bir talepten de ötedir. Bu, dönüşüm geçirme sürecinde sıklıkla karşılaşılan bir yanılsamadır:

“Artık yeni bir kişiyim. Gölgem de yok, olumsuz bir yanım da. Eskiden ipiyle asla kuyuya inilmeyecek biriydim ama artık herkes gözü kapalı bana güvenebilirsiniz.”

İyileşme, değişim ve dönüşüm. Bu süreçler, ne kadar iyi görünürsek görünelim, ne kadar iyi davranırsak davranalım ve kendimizi ne kadar iyi hissedersek hissedelim, mutlaka karanlık ve gölgeli bir tarafımızın olacağı bilgisini içselleştirmemizi gerektirir. Özgün bir dönüşümde, hepimizin bilinçaltında saldırganlık öğesi içeren güçler bulunduğunun bilincinde oluruz. “Yeniden dünyaya gelmek” haricinde etkisiz hale getirmenin imkansız olduğu olumsuz dürtüler üzerinde çalışabilmek için de kgündelik disiplin gerekir.

 

Sevgiyle kalın..

 

Uzm.Psk.Dan.Eyüp SARI

ÇİFT ve EVLİLİK TERAPİSTİ

Duygusal Banka Hesapları, Boşanmaya Yol Açıyor

Beklentiler, kadın ve erkeklerin duygusal ve psikolojik kapasitelerini aştığında evlilik stresi ve hayal kırıklığı kaçınılmaz olur. Bunlara adapte olamama, kişisel ve seksüel tatmin eksikliği gibi yeni nedenlerle boşanmalarda giderek artış görülmektedir.

Bu artışı şu an için her 2 evlilikten 1’sinin boşanmayla sonuçlanması olarak yaşıyoruz.

Evlilik ve ailenin, eşlerin cinsel ve kişisel ihtiyaçlarını tatmin etmesinin yanı sıra arkadaşlık, romantik aşk, koruma, sırdaşlık ve duygusal destek sağlayarak; toplum desteğinin çökmesini ve sosyal yabancılaşmayı da tamamen telafi etmesi bekleniyordu ve sanki tüm bunlar yeterli değilmiş gibi bireysel olarak da eşlerin kendilerini sürekli olarak geliştirmeleri isteniyordu. Uzun bir liste!

Hâlihazırdaki yüksek boşanma oranları, çiftlerin basitçe kendilerinden istenilenlerin hepsini yerine getiremediklerini gösterir. Ödevler çok yorucudur. Çiftlerin evliliklerinin ilk birkaç yılının ardından, duygusal banka hesaplarının boşalmasına ve birey olarak kendilerini tükenmiş hissetmelerine şaşmamak gerekir. Bir şeyler yanlış gidiyor demek ki.

Duygusal banka hesaplarını doldurmanın yollarını aramalıyız. Bu kadar beklentinin içinde, eğer çözüm girişimleriniz işe yaramıyorsa evlilik terapisi yardımı almaktan çekinmeyin. Evlilik terapisti İstanbul da ulaşılabilir bir uzmanlık alanıdır.

 

Sevgiyle kalın.

 

Uzm.Psk.Dan.Eyüp SARI

Çift ve Evlilik Terapisti

 

Evlilikte Gerçek Sevgi Uğruna Ne Gerekir ?

Beklentiler, kadın ve erkeklerin duygusal ve psikolojik kapasitelerini aştığında evlilik stresi ve hayal kırıklığı kaçınılmaz oluyor. Bunlara adapte olamama, kişisel ve seksüel tatmin eksiği gibi yeni nedenlerle boşanmalarda giderek artış görülüyor.

Evlilik ve ailenin, eşlerin cinsel ve kişisel ihtiyaçlarını tatmin etmesinin yanı sıra arkadaşlık, romantik aşk, koruma, sırdaşlık ve duygusal destek sağlayarak toplum desteğinin çökmesini ve sosyal yabancılaşmayı da tamamen telafi etmesi bekleniyordu ve sanki tüm bunlar yeterli değilmiş gibi bireysel olarak da eşlerin kendilerini sürekli olarak geliştirmeleri isteniyordu. Uzun bir liste!

Halihazırdaki yüksek boşanma oranları, çiftlerin basitçe kendilerinden istenilenlerin hepsini yerine getiremediklerini gösterir.

Ödevler çok yorucudur. Çiftlerin evliliklerinin ilk birkaç yılının ardından duygusal banka hesaplarının boşalmasına ve birey olarak kendilerini tükenmiş hissetmelerine şaşmamak gerekir.

Evlilikte Eşlerin rolü Ne olmalı ?

Tenis maçlarında, tekler arasındaki her oyuncu kazanmayı, dolayısıyla karşısındakinin kaybetmesini ister. Benzer şekilde karşı taraf da kazananın kendisi, kaybedenin diğer taraf olmasını ister. İki taraf da karşısındakinin zaaflarına ve bunlardan kendi çıkarları doğrultusunda yararlanmaya odaklanır. Oyunculardan biri hızlı koşmakta zorlanıyorsa, rakibi bundan faydalanmak için topu mutlaka en uzak noktalara atamaya çalışacaktır. Oyunculardan biri backhand vuruşlarda sıkıntı yaşıyorsa, diğeri topu onu bu tür vuruşlar yapmaya zorlayacak şekilde atmaya çalışacaktır. Oyuncuların arasındaki file gerçekten de aralarındaki ayrılığı simgeler.

Oysa aynı oyuncular çiftler arasındaki bir karşılaşmada eş olsalar, birbirlerinin zaaflarını yine görürler ancak bu onlara birbirlerini kollayarak nasıl işbirliği yapacaklarını gösterir. Bu kez amaç tek başına değil, birlikte kazanmaktır.

Bir ilişkide de eşler buna benzer bir takım oyunu oynamalıdır.

Güven duygusu, eşimizin aramızdaki bağa zarar verebilecek engellere karşı  ortak çıkarımız doğrultusunda bizimle birlikte hareket etmeye kararlı olduğunu fark ettiğimiz zaman gelişir.

Bu kez aradaki ağ birlikte olmayı simgeler. Bu oyunu birbirimizi kollayarak ve karşılıklı özen göstererek oynarız. Böyle oynayabilmek için gerçek sevgi uğruna benmerkezcilikten vazgeçmek gerekir.

Sevgiyle kalın..

 

Uzm.Psk.Dan.Eyüp SARI

Çift ve Evlilik Terapisi

Tartışmada Eşler Birbirini Yatıştırmalı

Hemen her terapist ve kişisel gelişim kitabı sorunların çözümünde iletişimi ve sözcüklerin gücünü vurgular. Birçoğu mükemmel öğütler verir. Ama doğru sözcükler ilişkilerin kopmasını önlemeye yeterli olsaydı, şimdiye kadar üzücü boşanma oranlarından kurtulmanın yolunu konuşarak bulmuş olurduk. Çiftler çoğunlukla doğru sözcükleri papağan gibi tekrarlamayı öğrenir ama konuşmalarını birbirlerine yönelik derin bir anlayışa dayandırmazlar. Fransızca cümleleri ezberlemeyi öğrenmeye benzer bu. Ne anlama geldiklerini bilmezseniz, Fransızca konuşuyor olmazsınız.

Yakınlık nasıl oluşur

Çiftler birbirlerini derin bir düzeyde anlayıp bu bilgiyi birbirlerine sevecen bir biçimde ifade edebildiklerinde, aralarında gerçek bir yakınlık oluşur. Uyum sağlama dediğimiz bu beceri, kimi şanslı çiftlerin neredeyse doğuştan gelme özelliğidir ama birbirlerine en az onlar kadar bağlı pek çok çift bu konuda zorlanır. Neyse ki uyum, neredeyse tüm çiftlerin öğrenebileceği ‘ya da güçlendirmeyi öğrenebileceği’ becerilerden oluşur.

Çift terapisi ‘nde amacımız, insanların birbirlerinin acı verici duygularını sakinleştirip, yatıştırabilmesidir.

Ben acı verici bir duygumu sana açıklarım, sen de bana uyumlu bir cevap verirsin ve bağlanmayı teşvik edecek bir cevap verirsin. Kendimi kötü hissettiğimde eşimin beni yatıştırmasına ihtiyacım olması, patolojik bir şey değildir.

İnsanlar sevdiklerinin yanında acıyı daha fazla tolere edebiliyor

İnsanların sevdikleri birinin elini tuttuklarında acıyı daha fazla tolere edebileceklerini gösteren araştırma sonuçları, kanıtlar vardır.

Eğer odada bir arkadaşları varsa ve ellerini tutuyorsa o zaman daha fazla acıya tolerans gösterebiliyorlar.

Eğer odada bir yabancı varsa, o zaman daha az tolerans gösterebiliyorlar. Örneğin, bunu denemek için insanların elini buzun içine koyuyorlar eğer odada bir yabancı varsa, şu kadar dakika tutabiliyor elini buzda. Ama eşi veya sevdiği bir arkadaşı varsa daha fazla tutabiliyor. Çünkü sevdiğiniz biriyle birlikte olmak, oksitosin salgılanmasına neden olur ve bu yatıştırmacı bir kimyasaldır.

Partnerimizin bizi yatıştırması yeterli mi

Sevdiklerimizin bizi rahatlatması ve desteklemesi bize faydalıdır. Duygu odaklı çift terapisi olarak ilk amacımız budur. Sonra buna şunu da ekliyoruz: Karşısındakinin yatıştırmasının yanı sıra insanlar kendilerini yatıştırmayı da öğrenmelidir. İnsanların sadece eşini değil kendini de yatıştırmasını sağlaması ve bunu öğrenmesi önemli.

Kendi kendimizi yatıştırmaya ne zaman ihtiyaç duyarız

Bu iki durumdan meydana gelebilir. Eş yanında mevcut olmadığı zaman. Fiziksel olarak orada olmayabilir veya ikincisi duygusal açıdan mevcut olmayabilir. Çok üzgünüm, o sırada yalnızım bir şeylere ihtiyacım var. Ama eşim başka bir şeye kaygılanıyor veya başka bir şeyle ilgileniyor ve bana cevap veremiyor; o durumda kendimi yatıştırabilmeliyim.

İlişkide merhem olan şey ne

Bir kişi kendi içsel kırılganlığını duygularını açıkladığı zaman, bu düzeltici, iyileştirici bir duygusal deneyim olabilir. Ben kendimi değersiz, yetersiz veya sevilemeyecek bir insan olarak hissediyorsam ve bunu açıkladıktan sonra olumlu bir cevap alırsam, bu iyileştirici bir deneyimdir.

Değişimin kalıcı olması için sadece eşimizi yatıştırmayı öğrenmek değil, kendi kendimizi de yatıştırmayı öğrenmemiz de şarttır. Eşimiz bizi düzenlemek üzere orada olamadığı zaman, bunu kendi başımıza yapabilmeliyiz. Ama ilk olması gereken eşlerin birbirlerinin duygularını düzenleyebilmeleridir.

Sevgiyle kalın..

 

Uzm. Psk. Dan. Eyüp Sarı

Çift ve Evlilik Terapisi

 

Aşkın Dansı : Duygu Odaklı Çift Terapisi

Son on yıl içerisinde, evlilik terapisi alanında bir patlama yaşandığı söylenebilir. Araştırmalarda, terapide en sık karşılaşılan problemin, kişilerin partnerleri ile tatmin edici yakınlıkta bir ilişki kuramamaları olduğu belirtilmiştir. Bu konulara müdahaleler için talebin artması ile birlikte, kişilerin yakın ilişkilerini olumlu yönde etkileyecek iyi tanımlanmış yaklaşımlar ve stratejiler denenmiş ve geliştirilmiştir.

DOÇT, İlişkilerde duygusal yaşantıların gücüne ve bu gücün yakın bağları yeniden inşa etmekte nasıl kullanılacağına odaklanmaktadır. Terapinin amacı, böyle bir bağın sağlamlığını belirleyen erişebilirliği ve duyarlılığı artırmaktır. Bu, kendiliğin yeni çehrelerinin ilişkiye dahil edilmesi ve ilişkideki konumların daha esnek ve uyumlu hale getirilmesi ile sağlanır. Dr.Susan Johnson, Duygu Odaklı Terapiyi çiftlerle kullanmaya başlayan ilk kişidir, yaklaşımında bağlanma teorisi de önemli bir yer tutmaktadır.

Duygu odaklı terapi (EFT) isminden, bu yaklaşımda bilişin ve davranışın önemsiz olduğu anlamı çıkarılmamalıdır. Basitçe kastedilen, duygunun yaşantılanması ve ifade edilmesinin çiftlerin ilişkilerini yaplandırma ve değiştirme süreçlerinin merkezinde değerlendirildiğidir.

Duygu Odaklı Çift Terapisi Nerede Kullanılmaz?

Duygu odaklı terapi (EFT), her derde deva bir mucizevi ilaç olarak değil, uygulama alanımıza çeşitli müdahale paketleri ile katkıda bulunan bir terapi olarak geliştirilmiştir. Bu müdahaleler, diğer tüm müdahalelerde olduğu gibi danışanın kısa ve uzun vadeli emellerine, rahatsızlık düzeyine, var olan probleme ve işleme stiline uygun olmalıdır.Başarılı olabilmesi 3 başlık kontrol edilmelidir. Aşağıdaki durumlar varsa başarı şansı düşüktür.

  • Taciz : Süregelen Duygusal/Fiziksel Taciz
  • Bağımlılık : Süregelen Her Tür
  • Aldatma : Başka Biriyle Süregelen Duygusal, Fiziksel ya da Cinsel İlişki

Evlilik terapisi uygulamak, iki kişi arasındaki duygusal konuşmalara karşı artmış bir hassasiyet gerektirir. Terapiye gelen çiftler genellikle acı içindedir. Hisleri ve ihtiyaçları anlaşılmamakta, istekleri karşılanmamaktadır. Partnerlerinin kendilerini önemsemediğini hissederler. Partnerlerin bu acılarına ulaşmalarına yardım eden ve iletişim kurmalarına yardımcı olan bir terapi, ilişkinin kalitesinde belirgin bir fark yaratacaktır.

Duyguların Kategorilendirmesi

Terapötik değişikliğin yaratılması sürecinde duygu ile çalışırken, duygusal dışa vurumları sınıflara ayrıştırmak faydalı olacaktır. Duygular 2 kategoride incelenebilir: ” birincil duygular” ve “ikincil duygular” olarak iki kategoridir.

Bize problem çözmede yardımcı olarak adaptif biyolojik bilgiyi yalnızca birincil duygular taşır. İkincilduygusal tepkiler sıklıkla savunmacı baş etme stratejileri şeklindedir, değişimi sağlama amacına zarar verirler, hatta dışa vurumları genellikle problem yaratıcıdır.

Birincil duygular genellikle eşleri yakınlaştırır, ikincil duygular eşleri uzaklaştırır.

İkincil Duygular

Davranışçı ekolün ve kognitif davranışçı ekolün temsilcileri sıklıkla bu ikincil cevapların terapide by pass edilmesi ya da atlanması gereken duygular olduğunu savunurlar. Bu ikincil tepkiler çoğunlukla bilinç düzeyindedir ve bu duyguların yoğunluğunu azaltmak sıklıkla çift terapisi için bir motivasyondur. Örneğin, bir kişinin eşine karşı öfkesi yada kırıcılığı yardım istemesi için bir neden olabilir. Kin, öfke ve kıskançlık gibi potansiyel tehlikeli duygu türevleri de bu ikincil kategoriye aittir.

Terapi de ikincil tepkilere ulaşmak ya da onları körüklemek arzulanan bir şey değildir, oldukça zarar verici olabilir. Ancak ikincil duygular, altta yatan düşünce ve hisleri keşfetmek için önemli bir ipucudur. Bu nedenle terapist ikincil tepkiler ile birincil biyolojik adaptif duygusal yanıtların ayrımını iyi yapmalıdır. Bu bir klinik değerlendirme meselesidir; örneğin öfke şiddet görmüş olmaya karşı gelişen birincil affektif bir yanıt da olabilir, altta yatan korku ya da incinmişliğe karşı ikincil bir tepki de olabilir. Örneğin; kocasına sinirli şekilde ‘’yanıt vermediğinde beni sinirlendiriyorsun” diyen bir kadın, sinirli bir şekilde “Bana kim olacağımı ve işimi nasıl yapacağımı söyleme!’’ diyen diğer bir kadından çok daha ifade ediyor olabilir. İlk durumda kadın incinmiş ve reddedilmiş hissetmektedir ve kızgınlığı altta yatan adaptif üzüntü hissi ve temas ihtiyacını maskelemektedir.

Altta Yatan Duyguya Ulaşmak

Birincil duygular, ikincil tepkisel duyguların aksine, kişi terapiye geldiğinde tam farkındalık düzeyinde değildirler. Hatta kabul edilmemiş, inkâr edilmiş ya da dikkate alınmamışlardır. Öyle gözükmekte ki bu duygularla tanışmak ve iletişime geçmek terapötik değişikliğe yardımcı olmaktadır. Bir kadının eşine uzaklığının altında yatan yalnızlık ya da korku duygularını tam anlamıyla yaşantılayabilmesi veya bir erkeğin hissettiği acıyı suçlamalarda bulunmadan yaşantılayabilmesi, bu çiftin gerçek yakın bir iletişime geçmesini sağlayacaktır.

Birincil duygular, duyusal ve algısal bilgilerin sentezlenmesi sonucu farkındalığa ulaşırlar. Böylece yeni anlam şekilleri oluşturmamıza ve içsel yaşantıları yeni bir şekilde organize etmemize yardımcı olurlar.

Örneğin, bir kadının çenesindeki kasılmaya, karnındaki gerginliğe ve içe kapanma isteğine dikkat etmeye başlaması onun etrafa mesafeli duruşunu kırmaya yardımcı olacak; korkularını ve kendini koruma ihtiyacını fark etmesini sağlayacaktır.

Ne Hedeflenir ?

DOÇT ’nin amacı, sorunlu etkileşimsel ve duygusal alanın değiştirilmesi ve böylece bireylerin ve etkileşimlerin daha işlevsel ilişkilerle sonuçlanacak şekilde yeniden düzenlenmesi olarak tanımlanabilir. DOÇT ’nin ana amaçlarından biri duygusal bağın yeniden yapılandırılması böylece de partnerler arasında durmaksızın kendini yenileyen bir ben-sen ilişkisinin teşvik edilmesidir.

Aile, evilik ve çift problemleri kişilerin içinde bulunduğu işlevsiz durumlardan köken alır. Çift terapisinin amacı, bu durumları değiştirmektir.

Örneğin; çocuklar ile ilgili sorunları da bulunan bir çift alındığında, terapinin ilk basamağı ebeveynler ve çocuk arasındaki üçgeni kırmak ve ebeveynler arası bir iletişimi sağlamak, böylece birbirleriyle yeni bir şekilde konuşmalarını ve birbirlerini yeni bir şekilde dinlemelerini mümkün kılmaktır. Böylece çift terapisine başlanmış olur, çünkü çift terapisinin amacı duygusal bağı yeniden yapılandırmak, ulaşılabilirliği ve yanıt alınabilirliği artırmaktır.

Bunun için DOÇT, çift arasındaki sorunlu iletişim döngüsünü 9 basamakta çalışır;

Duygu Odaklı Çift Terapisinin 9 basamağı

  1. Çift tarafından getirilen konuların ayrıntılandırılması ve bu konuların ayrışma-bağlanma ve bağımlılık-bağımsızlık alanlarındaki temel çatışmaları ne şekilde dışavurduğunu değerlendirmek
  2. Negatif etkileşim döngüsünü saptama
  3. Etkileşimsel konumların altında yatan kabul görmemiş duygulara ulaşmak
  4. Problem(ler)i altta yatan duygular ışığında yeniden tanımlamak
  5. Kendiliğin kabul görmemiş yönlerinin ve ihtiyaçlarının ortaya çıkarılmasını teşvik etmek
  6. Partnerin yaşantılarının diğer partner tarafından kabul edilmesini teşvik etmek
  7. Etkileşimi yeniden yapılandırmak  için ihtiyaç ve arzuların dışa vurumlarını kolaylaştırmak
  8. Yeni çözümlerin ortaya çıkmasınısağlamak
  9. Yeni konumları sağlamlaştırmak

Sonsöz

Birbirinden farklı ilişki yaklaşımları, değişim süreci için birbirinden farklı odak noktalarına sahiptir. Etkileşim örüntüleri ya içsel bakış açısıyla incelenir, anlamlarınıdeğiştirmek için yeniden çerçevelendirilir, kurallar ve pozitif kontrol teknikleri kullanılarak yapılandırılır. Ya da DOÇT’nde olduğu gibi, altta yatan duygusal durumların düzenlenmesiyle yeniden yapılandırılır.Etkileşimin altta yatan duyguların ışığında yeniden tanımlanması partnerlerin şu anki duygusal durumlarını ve yaşantı örgütlenmelerini de etkiler, onları birbirine daha açık ve duyarlı hale getirir. DOÇT ‘nde kendiliğin ve partnerin yeni yönleri farkındalığa getirilir, göz önüne serilir ve duygusal bağın yeniden yapılandırılması için çiftin etkileşimiyle bütünleştirilir.

 

Sevgiyle Kalın..

 

Uzm.Psk.Dan.Eyüp SARI

ÇİFT ve EVLİLİK TERAPİSTİ

 

Kaynakça:

  • DOÇT Eğitimi Notları-Dr.Ting Liu
  • DOÇT Uygulamaları Birliktelik Yaratmak-Susan M.Johnson
  • Duygu Odaklı Çift Terapisi-Leslie S. Greenberg&Susan M.Johnson