Bize Mesaj Yollayın
info@terapilife.net
Haftaiçi: 16:00 - 21:00
Cumartesi:10:00-19:00

2017 Üniversite Tercihlerine Dair..

Bugün üniversite tercihlerinin son günü. Adaylar kadar benim içinde yorucu geçti. Psikoterapist kimliğimden bağımsız, tercih danışmanı kimliğinde olmam bekleniyordu. Sıkıntılı olanı, herkesin tercih danışmanını nasıl yorumladığı!! ÖSYM’nin sitesine tercihlerini bilgisayarımdan girmemi bekleyenler, ‘hocam söyleyin bizim oğlan ne okusun’ diyenler, parası neyse verelim diyenler, zamanında lise türü tercihini (imam hatip) anne ve babasının ortak kararıyla yapmış şimdi sağlık alanında okumak isteyen bir gencin gözlerindeki çaresizlik öfke (öfke anne babaya, çaresizlik şu an ki duygusu çünkü bu yıl ki uygulanan ‘ek puan sistemi’ yle kendi alanında (ilahiyat) okumasına bir nevi mahkum ediliyor) her birerinin farklı bir tanımı var tercih danışmanına dair.

O kadar hassas bir noktaydı ki, kararsızlık yaşayan öğrencilere ‘şurayı yaz’ demek o kadar kolaydı ki!! Yapmadım bunu, bir şey söylememek onun söylemesine cesaretlendirmek yabancı geldi ona.

Yok geleceğin mesleğiymiş, yok akrabalara söylenmesi zor bölüm adlarından (PDR ‘yi anlatmaktan ne çektik) biriymiş, yok mezunları iyi para kazanıyormuş, yok kızları güzelmiş, yok yemekleri kötüymüş vs. bunlarla geldiler çoğunlukla. İlla idealist olmaları gerekmiyordu ‘ölümün olduğu yerde hayatı çok ciddiye almaya gerekte yoktu’ sanki, ama nerede ne okumak istiyorlarsa sevebilecekleri bir mesleği seçmeleri önemliydi. Bu konu da Konfüçyüs’le hem fikiriz:

“Sevdiğiniz işi yaparsanız, bir gün bile çalışmış sayılmazsınız.”

Der. Gidip orada onu, sevdiklerini okumaları. Hem daha mutlu hem de daha başarılı olmalarını sağlaması yüksek ihtimaldi. İstemedikleri yerlere girip sonra da “oku oku bitmiyor”, “çok zor”, “çok sıkıcı”, “çok gereksiz” diye hayıflananlara kulak asmamaları da çok güçtü.

Ne istediklerini, ne aradıklarını iyice düşünmelilerdi. Sizin beklentilerinizin, hayallerinizin, ihtiyaçlarınızın, sıkıntılarınızın, önceliklerinizin hiçbirisi başka birininkiyle aynı değildir. Söz gelimi sizin için ailenizden uzakta yaşamak, okuldaki spor olanaklarından daha önemli olabilir. Üniversiteye girme amacınız meslek sahibi olmak ya da bilim üretmek olabilir. Yurtdışında okuma imkanları sizin için akademik kadronun kalitesinden daha önemli olabilir. 4 yıl boyunca okuyacağınız dersler sizin için mezun olduktan sonra kazanacağınız paradan önce geliyor olabilir, olmaya da bilir. Yurtta tuvaletlerin ortak olup olmamasını, odada internet bağlantısı olup olmamasından daha çok önemseyen bir şopar da olabilirsiniz mesela. Kişiler ne istiyorlarsa ona göre karar vermelilerdi.

Tercihte ideal olanı “sevdiğin işi yapmak”, bunu zaten biliyoruz.
Ama;

  1. Sevdiğin işin ne olduğunun farkında mısın?
  2. Farkındaysan bile sevdiğini sandığın iş, gerçekten sandığın gibi mi?

17-18 yaşında bir insanın, bunların ikisine de tatminkar cevaplar bulması çok güç. O yüzden bu işin tavsiyesi falanı da yoktur güzel arkadaşım.

Bilinçli ebeveynlere, sağlıklı rol modellerine, sahne arkasından cesaretlendiren eğitimcilere ihtiyaç var.

Ama çoğumuz sahne de olmayı sevdiğimiz için, kendi ihtiyaçlarımız uğruna (Tıp okumak isteyen yetişkin) , adayın ihtiyacını ( Endüstri Mühendisliği ) b*k’laya biliyoruz. Bütün bu manzaranın içinde, doğru tercih yapmak gerçekten büyük bir şans mı dersiniz. Makale yazmayı seven biriyim, çok fazla uzatmadan sözlerimi noktalayacağım.

Bazen en iyisi. En çok küçümseneni, dalga geçilenidir. Şunu demek isterim ki, kararının ardında yine de başarının ölçütü olarak hala başkalarının düşüncelerini ön planda tutuyorsan, en iyisini seçmek anlamsız değil mi? İyi puan aldın, yine de kendi hayalindeki mesleği seçmedin! Çünkü çabaların meyvelerini verdikten sonra bile, çok takdir edilmemeyi göze alamadın belki de. İçindeki sesi dinle ve bugün 23:59 da okey’le.Hepimiz yorulduk, iyi bir tatili hak ettik.

Sevgiler..

 

Psikoterapist Eyüp SARI

 

 

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

avatar
wpDiscuz