Bize Mesaj Yollayın
info@terapilife.net
Haftaiçi: 16:00 - 21:00
Cumartesi:10:00-19:00

Zevkle Kabus Arasında Geçen Cinsellik (Cinsel Mitler)

Cinsel mitler, cinselliğin yaşanmasını sınırlayan inanışlardır. Erkek cinsel şemaları, cinselliği erkeğin kontrol etmesi ve yönetmesini, her zaman ilişkiye hazır olmayı, penisin sert olmasını cinsellik sırasında duygusal ihtiyaçların olmamasını ve her zaman cinsel ilişkiye ihtiyaç duymayı gerektirir. Bu şema kontrol ve performans yönelimine dikkat edildiğinde, cinselliği büyük bir baskı altında tamamlanan fiziksel bir eylemle sınırlı tutar. Yani hazdan yoksun,stres içinde bir cinselliği içerir.

Kadın cinsel şemaları “iyi kız” olma, cinsellikte pasif olma ve eşinin onu uyarmasını ve orgazma götürmesini beklemeyi ya da diğer adıyla “iyi kız” olmayı gerektirir.

Çocukluğunda düzenli, ödevlerini zamanında yapan, yaramazlık yapmayan, her yerde kendisinden beklendiği gibi davranan, genç kız olduklarında da cinsellikle ilgili konuları kendi ahlaklarına yakıştırmayan, erkek arkadaş edinmekte isteksiz olan, sadece çeyiz hazırlamak ya da okulunu bitirmekle ilgilenen kadınlar ”iyi kız” sendromunu yaşamaktadırlar.

Elbette burada söz edilen “iyi”, yaşamın diğer alanlarındaki temel davranış tarzını kapsamayan, cinsellik alanında sınırlayıcı ve işlevselliği bozan çarpık bir “iyi” kavramıdır. Bu kadınlar sevişmeyi başlatmayı, sevişmeye ilişkin fanteziler kurmayı ahlaksız bulurlar, ”Hafif kız” olmamak için bunları reddeder ve sonra da cinsellikten zevk alamazlar. Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği ‘nin bu konuda hazırladığı dosyada da çocukluğunda ve gençliğinde kendisini ”iyi kız” olarak tanımlayan her 10 kadından 9’unun yetişkinlikte orgazm olamadığı, geleneksel kadın cinsel rolünü benimsemiş kişilerin yaşadığı ”iyi kız” sendromunun, orgazm yaşamalarının önündeki en büyük engeli oluşturduğu vurgulanmıştır.

Kadınlar arasında, ikili ilişkilerinden hoşnut olmanın cinsel işlevlerde önemli bir etken olduğu görülmektedir. Cinsel performans, cinsel birleşmenin sıklığı, orgazmın olup olmadığı, sevişmekten zevk alma ve doyum ile ilgili ölçüler, yakınlık duygularından uzak değerlendirilir.

Kaplan; erkeğe oranla kadının cinsel yanıtının sevdiği insanla olan ilişkisinin niteliğine daha çok bağlı olduğunu ifade eder. Kadın eşini olumsuz değerlendiriyor veya ondan korkuyorsa ona cinsel yanıt vermekte zorlanacaktır.

Yakınlık kurmak insanların kendisini, duygu, düşünce ve hatta bedenini, iç dünyasını bir başkasına açmasıdır. İlişkiler ve cinsellik insana sevilmeye değer olduğu duygusunu verir. Bir başka açıdan kadınlığın ve erkekliğin onaylanmasıdır. Cinselliğin çağrıştırdıkları ise, haz, arzu, üreme, aşk, ilişki ve yakınlıktır. Aşk ve cinsel yakınlık, düşünsel, duygusal ve davranışsal boyutları ile iki insan arasındaki bir etkileşimdir.

  • Düşünsel boyut, kendini bir başkasına açma kararı vermektir. Bunlar geçmiş, bugün ve gelecekle ilgili duygular, ümitler, değerler, korkular ve savunmalar olabilir.
  • Duygusal boyutta, bir başkasına sevgi duyma, onu koruma, ona güvenme, onu düşünme ve merak etme, benzerlik ve farklılıkları keşfetme arzusu vardır.
  • Davranışsal boyutta da, fiziksel yakınlaşma, dokunma, bakma, gülümseme gibi yüz iletişimi, öpme ve sevişme isteği ön plana çıkar.

Cinsellikle ilgili doğru bilinen yanlışların oluşumunda bir diğer etkende , toplumlar yeni kuşakları yetiştirirken, zaman içinde oluşturduğu kalıp düşünceleri ve yargıları da yeni kuşaklara aktarırlar. Bireyler büyüme sürecinde içinde bulundukları kültüre göre kadının ve erkeğin ne yapması ve yapmaması gerektiğini öğrenmiş olurlar. Ancak bu süreçte öğrendikleri ve benimsedikleri birçok şey yanlıştır. Yanlı ve yanlış cinsel inanışlar özellikle cinsellikle ilgili esprilerde, fıkralarda günlük basında ve pornografik yayınlarda sergilenir. Bu inanışların çoğunlukla kadını küçümseyen, değersizleştiren bir yanı vardır. Cinsel yaşam ve cinsel haz adeta erkekler içindir ve kadınlar cinsel yaşamın tüketim mallarından ibarettir. Ancak cinsel inanışların ve mitlerin sadece kadınlara zarar verdiğini söylemek doğru değildir. Erkeği her zaman, her yerde, herkesle seks yapmakla görevlendirilen, duygularını ortaya koymayan bir seks makinesi olarak gören bu inanışlar sonuçta erkeklerin de cinsel yaşamlarını, sevgi, aşk, şefkat, sıcaklık, yakınlık hissetmek gibi insani yanlardan uzaklaştırır. Kadını aşağılarken, erkeği ve kadını birbirinden ayırır ve yabancılaştırır. Sonuçta kadın olsun, erkek olsun insanların cinsel yaşamlarını olumsuz olarak etkiler.

Uygun olmayan “magazin literatürü” ve pornografik yayınlar da cinsel mitlerin pekişmesini sağlarlar. Beklenenin tersine, cinsel mitlere eğitim düzeyi yüksek gruplarda, hatta hekimler arasında bile rastlanmaktadır. Birçok insanın cinsel eğitimi yetersizdir veya hiç yoktur.

Cinsellikle ilgili bilgi eksikliği ve cinsel olan herhangi bir şeye olan duyarlılık kişileri değişik kaynaklardan, özellikle basın-yayın organlarından veya aynı derecede bilgisiz yaşıtlarından,arkadaşlarından gelen mesajlara duyarlı kılar.

Bütün bu mesajlar “gerçek erkeğin” , ‘’seksi kadının’’ nasıl düşünmesi ve davranması gerektiğini telkin eden bir kalıp oluştururlar. Farkına varmazsak eğer cinsel hayatımızda bu şekilde öğrenmiş olduğumuz rolü oynayabilmek için var gücümüzle çabalarız. Modeldeki standartlara ulaşmanın ve insanüstü seks yaşamanın bir yolu olduğunu düşünürüz. Mutlaka bunu yapmanın bir yolu olmalıdır. Ve herkesin bu sırrı bildiğini, bizim hayal bile edemeyeceğimiz cinsel zevkleri tatmakta olduğunu düşünürüz. Bu durumda kendimize ve partnerlerimize kızarız. Kızgınlığımıza ve denediğimiz tüm yollara rağmen, düş kırıklığı hep içimizde kalır ve biz önemli olanı unuturuz. İnsanlara özgü olaylarda tek bir doğru yolun olmadığını ve dışarıda belirlenen hiçbir kuralın bizi mutlu edemeyeceğini unuturuz. Kendimizi unuturuz, nasıl hissettiğimizi, kendi cinselliğimizi ve bunu en iyi şekilde nasıl ortaya dökeceğimizi unuturuz.

Gerçeği kendi beklentilerimize uydurmaya çalışırken, kendimizle ve partnerimizle olan bağlantımızı kaybeder ve kendimizden hoş bir deneyimi çalmış oluruz. Seksi daha iyi yaşama konusundaki kararlılığımız yüzünden, seksin yalnızca hayatın küçük bir parçası olduğunu unuturuz. Birçok yazı ve kitap seksin bize iyi geldiğini söylemektedir. Sonuçta kendinizi hazır hissetmenizden bağımsız olarak, seks yapmanız konusunda bir baskı oluşmuştur.

Seksin üzerinde fazla dururuz ve ilişki kurmanın diğer yollarına yeterince zaman ve çaba ayırmayız; böylelikle bize daha doyurucu gelebilecek ilişki kurmanın yollarını kendimizden esirgemiş oluruz.

Bütün bunlar cinselliğin gelişimini örseleyen etmenlerdir. Ancak bu etmenler değiştirilemez değildir. Bu değişimi sağlamanın bir yolu öğrenmiş olduğumuz ve belki gerçekle bağdaşmayan cinsel kuralları bir yana bırakarak daha uygun olanları seçmektir. Bu yolla kişiye özel, yanlış öğrenilen kalıpların dışında, kişinin bedeni, duygusal yapısı ve değer yargılarına uygun bir cinsel yaşama ulaşma şansı artar. Cinsel yaşamı bir deneyimler bütünü olarak kabul edersek, kişiye uygun cinsel yaşam kendi cinsel gereksinim ve isteklerinin farkında olduğunda yaşanabilir.

Çünkü cinsel mitler; cinsel sorunların oluşmasında bir neden olarak ve oluşan cinsel sorunların artarak devamında çok etkilidir. Ayrıca cinsel mitler kişilerin cinsel kimliklerinin oluşmasında da önemli yer tutar. Zamanla cinsel ilişkiyi belli biçimlere zorlar, cinsel ilişkinin kalitesini düşürür. Sonuç olarak, cinsel mitler ve önyargılar kişilerin cinsellikle ilgili beklentilerini olumsuz etkiyerek, gereksiz suçluluk ve yetersizlik hislerinin oluşumuna katkıda bulunur ve özellikle erkeklerde başarısızlık korkusuna yol açarak cinsel işlev bozukluklarının oluşumuna zemin hazırlarlar.

Cinsel sorunlarla başvuran danışanlarımızın, özellikle erkeklerin, cinsel terapilerinde bu mitlerin dönüştürülmesi, cinsellik içindeki cinsiyet rollerinin etkisinin azaltılması, terapilerimizin odak noktasını oluşturmaktadır.

Mutlu bir yaşam dileğiyle.

Uzm.Psk.Dan. Eyüp SARI
Evlilik Terapisti&Cinsel Terapist

Kaynakça:
-Sağlık Çalışanı Evli Kadınlara Cinsel Mitlere İnanma Durumu ve Cinsel İşlev Bozuklukları-Derya AYDIN
-Cinsel İşlev Bozukluğu Tipleri ve Cinsel Mitler Arasındaki İlişki-Dr.Sevilay Zorlu Kocagöz

 

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

avatar